HABER ARAMA
  • DOLAR6,0802
  • EURO6,8436
  • ALTIN251,2445
  • BIST 10086.072
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
25 Mayıs 2019 Cumartesi
Fındık Fiyatı


16 TL - 16,50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Cumhuriyetin Köy Enstitüleri ( 2 ) ( Devam)

16 Nisan 2019 Salı Saat: 08:52

Türk toplumunun büyük çoğunluğu Köy Enstitüleri’nin sadece adını duymuştur. İçeriğinden, eğitiminden, yararından, yoksul köy çocuklarına verilen  çağdaş  eğitimden ve   bu şekilde köyü-köylüyü  kalkındırma  ideallerinden  haberi yoktur.

Daha büyük çoğunluğunun ise,  İkinci  Dünya Savaşı sonrasında yeni yeni girmekte olduğumuz  emperyalist  -kapitalist batı dünyasında, Türkiye’nin hızla Amerikan etkisi altında kalmaya başladığı, pardon ülkemize  demokrasinin gelmeye başladığı yıllarda, fırsat bulan, bazı taraflı basın organlarında  abartılı bir şekilde yayınlanan,   o zamanlar, Ankara’ya en yakın ve en tanınmış  köy enstitüsü olduğu için sürekli göz önünde olan Hasanoğlan   Köy Enstitüsü’nde oluşmuş bazı  ender ve ferdi bazı  şeylerden, - doğru yanlış yayınlanan fısıltı gazetesi sayesinde-   haberi  vardır.

Köy enstitüleri  mezunlarının,  isteklerine, becerilerine veya ihtiyaçlara göre branşlara ayrılarak, okullara eğitmen veya birçok yere  teknik eleman olarak  atanmakta olmaları, sıradan halkın en  önemli şey olarak gördüğü düzenli bir maaşa başlamaları ise,  köylük yerde ayrı bir olgu,  zaman zaman hoşnutluk, zaman da memnuniyetsizlik  ve hatta kıskançlık sebebidir.

Daha da önemlisi olarak,  olaya birde çocukların  ailelerinin  herkesten  farklı bir bakışı  vardır ki, onu da anlatalım.  Kız öğrencilerin ailelerinin   yatılı  eğitimden tedirginlikleri bir yana, o zamana kadar hiçbir şeyleri olmayan  ailelerin, çocukları iyi okumaya başladığında, birden bire,  ‘elin oğlu- kızı,  şehirde memur, öğretmen, vali, paşa olacak, benimki köyde rençber, sığırtmaç mı kalacak’ şeklinde, pişmanlık  moduna    girmeleri ise, ayrı bir sosyolojik olgudur.

Olayı bilimsel olarak anlatırsak,   bildiğimiz gibi köyler,  dünyanın her  tarafında  en küçük yerleşim birimleridir ve  yüzyıl önceki, bizim gibi gelişmemiş veya çok az gelişmiş olan ülkelerde,   köy denildiğinde genellikle yoksul, geri kalmış, geleneksel yöntemlerle tarım ve hayvancılıkla uğraşan,  dış dünyaya açılmamış,  çok az ufku olan, içine kapanmış bir nüfusu  barındıran bir  toplum akla gelir.         

Enstitüler ise, bir üniversiteye bağlı ya da bağımsız olarak  çalışan,  genellikle  bir veya birkaç konuda araştırma yapan ve   kapsamında   eğitim ve öğretime de yer veren  kurumlarıdır.  Birçok ülkede İnstitü,  … vb. benzeri adlarla adlandırılırlar, Amerika’da ise bu tür kuruluşlara ‘kolej’ denir. Bir tür özel eğitimdir.

Yirminci yüzyılın başlarında  dünyada ki bir yığın devlet arasında, abartısız olarak,  Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kolejler ayarında bir eğitimi,  köylü halk çocuklarına layık görmüş olan  birkaç ülkeden biri de Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Geçmiş olsun.

Soyadı lazım değil, adı Kinyas, adam gururla anlatıyor. “Ben” diyor, “Ben kaldırttım Köy Enstitüleri’ni, ben kapattırdım.” Doğu Anadolu Rus işgalindeyken doğmuş, adı, Rusça  ‘ knez’ kelimesinden türemiş, prens anlamına geliyor. Doğunun doğusu bir yerlerde bir aşiret reisinin oğlu, adı Rus kraliçesinin şeref hediyesi,  Rus işgali altındaki topraklarda genç bir prens adayı, Ruslar sahiplenmişler, Rusya’da, Rus  Askeri Akademisi’nde subay  olarak okumuş, Sovyet  Devrimi’ni yaşamış, sosyalizm, komünizm nedir,  biliyor.

“Ankara’da hükümete ‘  Ben, Rusya’da Rus Harp Akademisi’nde okurken, Rusya’da ki  komünist   ihtilali  gördüm, bu iş ona- kolhoz denilen  tarım işletmelerine- benziyor, bunlar okurlarsa adam olurlar, hiç biri bizi dinlemez,  biz o  zaman kimi  maraba, çoban yapacağız, kimi boğaz tokluğuna  kul -köle-uşak-reaya-yanaşma-maraba çalıştıracağız?’dedim.”

Olabilir, ancak,  ben yine de eminim ki, mesele o kadar basit değildir. Bazıları da Köy Enstitüleri’nin kapatılmasını Amerikalılar istedi derler, ben pek inanmıyorum.

Elbette ki, Anadolu’ da  tarım devriminin başladığı  binlerce yıllardan beri  süregelen tarım usulleri değişmekte, o zamana kadar süregelmiş olan bir  düzenle,   ya büyük bir  toprak sahibinin yanında  yanaşma olarak boğaz tokluğuna, yada kendi arazisinde küçük bir ev tarım ekonomisi olarak kendi toprağında  yaşamaya çalışmış bir köy toplumunun çocukları, karasabandan kurtularak , bilimsel-endüstriyel tarıma geçmekte,  kollektif,  yani bir nevi  imece gibi birlikte  çalışmayı, birlikte üretmeyi, birlikte tüketerek  birlikte yaşamayı, zoru  ve kolaylığı,  acıyı ve  sevinci, kötü ve iyi günü  bir nesil önceki  büyüklerine  göre,  daha bir  özgüvenle- bilgiyle-cesaretle karşılamayı öğrenmekte, kendi ve yurt geleceğine daha bir kararlı bakmaktadır.

Bir zaman sonra iktidar değişmiştir ve okulları sık sık ziyaret etmeye başlayan hükümet taraftarı denetim elemanları ile konuyla ilgilenen birçok siyasi ve bürokrat kişi,  çocuklarla görüşmekte, sorular sormakta,  aldıkları   özgür  eğitim ve okudukları kitaplarla  açık sözlü olmaya alışmış  öğrencilerin verdikleri cevaplardan, kanaat getirmeye çalışmaktadırlar.       

Yukarıda kısa bir alıntısını yaptığımız   örnekteki  gibi,  özellikle, ellerinde büyük   büyük   miktarlarda topraklar bulunan   kişilerin,  Atatürk zamanında başlayıp, 50’li yıllara kadar git gide gelişerek gelmiş, git gide daha geniş  alanları da kapsama ihtimali  bulunan  devletin  bu projesinden duydukları tedirginliği  dikkate alan yeni hükümet,  50’ li yılların ortalarında, artık, projeyi bitirme ve köy enstitülerini kapatma kararı alır.

Babam, Erciş Köy Enstitüsü’nde üç yıl kadar çalıştıktan sonra Piyade  Yedek   Subay olarak   askere gider ve  askerliği sonrasında da bir daha Erciş’e dönmez. Yine,  idareci ve tarih öğretmeni olarak başka bir yere atanır.  Zaten, o yıllarda, tüm köy enstitüleri, kanunda yapılan bir değişiklikle   ilköğretmen okullarına   dönüştürülmüştür.

Köy Enstitülerinin  kapatılmış olmasına rağmen, yine de,  bağrında yaşattığı yurt ve çağdaşlık sevgisi, yarattığı aydınlık, ışık sönmez,   yoksul  köy çocuklarını topluma kazandırma ülküsü, yetiştirmiş olduğu değerli ilk öğretmenlerimizle  çoook uzun yıllar daha, ülke çapında devam eder.     

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yinede, çeşitli atılımlarla  halkı- köylüyü-toplumu eğitmek  felsefesini devam ettirmeye çalışmıştır.Yemek, dikiş, el sanatları vb. gibi   Teknik eğitimlerin bir kısmı kurslarla Halkevlerine kaydırılır. Zaman içerisinde,   şehirlerde ilk okuldan sonra kız meslek, erkek sanat okulları,  sağlık meslek okulları vb., teknik yüksek okullar vb,   köylerde  ise,  ilk-orta kesintisiz,  hem teorik hem  de pratik eğitim veren ilköğretim okulları açılmaya başlanır.        

Yıllar sonra, Hindistan’ı ziyaret etmekte iken, Hindistan’ın  yoksul kırsal alanlarındaki mucizevi gelişmeyi gördüklerinde, bu  işin sırını soran  bir heyetimiz, “ Sizin bıraktığınız Köy Enstitüleri modelini alıp,  halkımıza uyarladık.” Cevabını alırlar.

Köy Ensititülerinden   mezun olup, bir ömür boyu halkına ve ülkesine hizmet edip,  bugün her birileri bir yerlerde,  eski günlerini yad etmekte olan bir zamanların tek tük kalmış  Köy Enstitüleri  Öğrencileri  ise,  okullarını, eğitmenlerini, kendilerine bu imkanları sağlayanları  hiçbir zaman unutmazlar.

17  Nisan Köy Enstitüleri Kuruluş Yıldönümü günümüz kutlu olsun. Yeter ki, vatan sağ olsun.

Saygılarımla. 


Bu haber toplam 312 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları