HABER ARAMA
  • DOLAR6,0802
  • EURO6,8436
  • ALTIN251,2445
  • BIST 10086.072
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
25 Mayıs 2019 Cumartesi
Fındık Fiyatı


16 TL - 16,50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ

UZM. PSK. DAN. M. ZEKİ SAKA

UZM. PSK. DAN. M. ZEKİ SAKA

Oynasak da Oynamasak da Büyüyoruz

22 Nisan 2019 Pazartesi Saat: 08:28

Benim çocukluğum top oynamanın hatta oyun oynamanın hor görüldüğü bir dönemde geçti. “Aklın fikrin oyunda”, “sen oyundan başka bir şey bilmez misin” lafı benim çocukluğumun galatı meşhuruydu. Çocukluk bir an önce geride bırakılması gereken bir süreç olarak anlaşılıyordu. Hemen bütün çocuklardan yetişkin değillerse de yetişkin-miş gibi davranmaları bekleniyordu. İki örneği çok manidar bulurum, paylaşmak istiyorum. Birincisi top oynamak, hoş görülmezdi. “Topçu mu olacaksın başımıza” lafını unutmak mümkün mü? İkincisi daha çok gençlerin oynadığı bilardoydu. Bilardoya gitmek, bilardo oynamak serseriliğin dik alasıydı. Peki, sonra ne oldu? Futbolcu olmak başlı başına bir meslek oldu. Üstelik herkesin imrendiği ama çok az insanın yapabildiği bir meslek. Şimdi aileler çocuklarını kendi elleriyle futbol kulüplerine götürüyorlar. Bilardo mu? Bizim serseri takımının avarelik oyunu “zekâ sporu” oldu.

Benim durumum farklıydı biraz, kabul ediyorum. Futbolu istesem de beceremiyordum. İçim gidiyordu ama nafile. Düpedüz yeteneksizdim. Milletin ayağında topaç gibi dönen top, benim ayağıma değince başka bir şey oluyordu.  Gerçi top bana zaten az gelirdi, geldiğinde de ip gibi ayağıma dolanır, çamur olup paçama yapışırdı. Çalım atamıyordum. Şöyle topu ayağıma almışım, bir top sürüyorum ki öyle böyle değil, bir çalım bir çalım milleti ip gibi dizmişim, derken kaleciyi bile çalımlayıp gol atmışım. Ben bunun hayalini bile kuramadım. Öyle ki top şeş kaza bana gelse vurmak ne kelime ben, yerden ekmek bulmuş gibi topu alıp öpmek sonra başıma götürmek istiyordum. O derece yani.  Ben pek kabul etmek istemiyordum ama arkadaşlar durumun farkındaydı. Adam eksik olacak ta ben takıma gireceğim. Eksilmiyordu. Çocuk milleti oyun oldu mu tastamam, vakitlice sahada oluyordu. Ya da biri düşüp sakatlanacak da ben belki öyle takıma girecektim. Bekle ki düşsün de sakatlansın. Kelimelere dökmüyordum, sesli söylemiyordum ama içimden beddua geçirmişliğim de vardır, Allah affetsin. Gerçi etsem ne olacaktı ki; çocuk milletini “Allah koruyordu”. Çocuk milletinin canı sağlamdı, morarmadık yeri kalmıyor ama yine de oynuyordu. Allah çocukları benim bedduamdan koruyordu, muhtemelen beni de birinin duasıyla saha kenarında tutuyordu. Öyle böyle değil, Allah çok büyüktü çok. Hepimizin gönlünü yapıyordu. O yüzden ben mütemadiyen saha kenarında siftinen, ha bire akıl verenlerin takımındaydım. Sonra bir şeyi fark ettim dünya top oynayacak kadar düz değildi, bu bir. Sonra koşmak iki ayaklı insanoğlunun işi değildi, bu da iki. Sonra çalım atmayı kendime yakıştıramadım. Düz olmak en iyisiydi. Ne topu ayakta dolandırmanın, ne de lafı ağızda döndürmenin bir anlamı yoktu. Arkasından saha kenarını bırakmak geldi. Yapamadığın bir şeyi izlemenin de hakkında konuşmanın da bir anlamı yoktu.

Bilardo mu? O daha da vahim. Lisede öğrenciyken bir defa bilardo salonuna gittiğimi hatırlarım. İki vuruş yaptım. Birincisinde arkadaşların tarif ettiği gibi yaptım, etrafımı boşalttım, şöyle bir gerindim, elimde sopa, gözüm topta bir çaktım topun göbeğine ki top,  Mevlevi dervişi gibi olduğu yerde döndü durdu. Ben bunu maharet zannettim ki, değilmiş. İkinciyi denedim, bu sefer biraz daha mütevaziydim. Vurmamla topun masadan fırlaması bir oldu. Allahın hakkı üçmüş ya, ben iki defa da olmuyorsa üçüncü hakkı kullanmadım. Alacağım olsun dedim. Baktım benim kuyruk yerlerde sürünüyor bir hışımla tuttum sopayı kenara fırlattım. Bi de laf yedim. Çaresiz kuyruğu katlayıp yerine koydum.

Bütün bunlar geride kaldı. Hoş bir hatıra olarak anıyorum hepsini. Ama şimdi psikolojik destek için bana getirilen her bir çocuğa muhakkak “ne oynadığını” soruyorum. Ve diyorum çocuğa senin bir tane işin var; oynamak. Oyun senin vazgeçilmez hakkın ve tek ödevin. Sadece oyna.      


Bu haber toplam 284 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları