HABER ARAMA
  • DOLAR6,0802
  • EURO6,8436
  • ALTIN251,2445
  • BIST 10086.072
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
25 Mayıs 2019 Cumartesi
Fındık Fiyatı


16 TL - 16,50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ

RECEP ÖZCAN

RECEP ÖZCAN

Köyde Düğün Merasimleri

29 Nisan 2019 Pazartesi Saat: 08:29

Evlilik hayatın olmazsa olmaz olgularından biridir. Bunun için uygulanan kurallar günün şartlarına göre oluşmuştur. Her dönemin şartlarına göre oluşan adet, gelenek ve görgü kurallarıyla kültür meydana gelmiştir. Günümüzde ki uygulananın dışında eskiden bu kurallar nelerdir diye şöyle bir bilgilerimizi tazeleyelim. O eski günleri hatırlayalım ki geçmişle bu günün şartları nelerdi. Dedelerimizin, ninelerimizin yaşadıkları ile bizim yaşadıklarımız arasında farkları görelim.

Her anne ve babanın en büyük arzusu çocuğunun, evladının olması, büyüyünce de evladının mürüvvetini görmektir. Bu mürüvvet olayının sonunda bir merasim yapmaya düğün denilmektedir.  Düğün öncesi ve düğün sırasındaki kız isteme, görücü gitme, söz kesme, başlık parası, şerbet içme, nikâh kıyma, kına gecesi, dürü götürme, gelin beli bağlama, düğün, sofra tutma, sağdıç, gelin, güvey, çeyiz, gelin alma, duvak, yumurta yeme, ana gavmı, gibi merhalelerin ayrı bir önemi sosyal yaşantımızda belli bir geleneği, töresi vardır.

 

Kız isteme ve Söz Kesme;

Köyümüzde kız isteneceği zaman eğer gençlerin aralarında oluşmuş bir sevgi bağı yok ise, kızın ailesine ve kıza haberciler gönderilip, bir ön görüşme yapılır. Bu ön görüşme genelde kız tarafının tanıdığı tarafından kulak çıtlatması şeklinde yapılır.  Kızın da niyetinin iyi yönde olduğu bilinirse kız tarafına erkeğin annesi babası tarafından daha bir yürekli gidilir. Sonrasında kızın ve ailesinin hatırını kıramayacağı bir kaç kişi ve erkeğin ailesi kız evine ziyarete gider. Çay kahve içilir, asıl sohbet açılır, “Allah'ın emri, peygamberin kavli” ile diye başlayan kız isteme olayı gerçekleştirilir. Kızın ailesi bir miktar süre ister ki erkek tarafı ile ilgili araştırmalarını yapar, aile içi görüşmelerle düşünme zamanı ortaya çıkmış olur. Yapılacak bu evliliğin hayırlı olup olmayacağı düşünülür. Eğer hayırlı olacağı düşüncesi kendilerinde hâkim olursa erkek tarafına haber gönderip söz kesme işlemi kız tarafında gerçekleştirilir.

Söz kesmede kız tarafı erkek tarafının yapması gerekenler konusunda erkek tarafından gelenlere yazılı olarak sunar. Alınması gereken eşyalar, takılar ve diğerleri karşılıklı tartışarak ortak bir karara bağlanır. Düğün öncesi iki tarafın kararlaştırdıkları böylelikle alınmış olur.

 

Başlık Parası ve Urba Alma;

Bununla birlikte kız tarafı süt hakkı olarak veya babalık hakkı olarak başlık parası da ister. Bu da ortak bir karara bağlanır. Başlık parasını kız babası genelde kızına eşya alarak harcama yapar.

Daha sonra uygun bir zamanda nişan yapılır. Nişan da nişan urbasına gidilir. Gelin kıza takılacak altın takılar nişanında takılır.

Taraflar belli zamanlarda bir araya gelerek evlilik hazırlıkları konusunda konuşurlar.  Düğün tarihi, alınacak eşyalar hakkında fikir alışverişi yapılır.

Düğün öncesi söz kesmede belirlenen eşyalar, takılar alınır bununla birlikte urba alma işlemi yapılırdı. Urba alma işleminde geline yiyim eşyası alındığı gibi kızın yakınlarına ve annesine babasına hediyeler alınırdı. Bunlar basma, gömlek, ayakkabı gibi hediyelerdi. Daha doğrusu kız tarafını memnun etme olayıdır. Anneye süt hakkı babaya da babalık hakkıdır.

 

Düğün Öncesi Hazırlık;

Düğün öncesi mutlaka hazırlık vardır. Çünkü düğünde gelen misafirler en iyi şekilde ağırlanmak istenir. Bu nedenle gençler tarafından yemek pişirmek için odunlar yapılır. Dibeklerde keşkeklikler dövülerek hazır hale getirilir. Çünkü düğünlerin en iyi ve başyemeği keşkektir. Bu nedenle gençlere “ ne zaman keşkek yiyeceğiz” denilir. Fırınlarda somun ekmeği pişirilir ki bu da düğünlerin ekmeği bu ekmeklerdi.

Erkekler tarafından bunlar yapılırken kadınlar boş durmazlar. Düğüne söylemek için ve düğünde yenmesi için yoka ( kuru yufka) açarlar. Pancardan sarma sararlar. Başka hazırlıklarını devam ettirirler.

 

Düğüne Başlama;

Düğüne başlama işlemi iki taraf düğün günü kararlaştıktan sonra erkek tarafı uygun biriyle yokadan ( Kuru yufkadan) yaptırılan börekle kız tarafına düğüne başlandığını resmen bildirmiş olur. Bununla düğüne başlanmış olur. Artık erkek tarafı düğüne söyle işlemini başlatır. Kendi adına söylediği gibi kız tarafı adına da söyler. Düğüne söyleme işi ufak parçalara bölünen böreklerle yapılırdı. Çünkü en uygun yiyecek o dönemlerde bu idi. Daha sonraları akide şekerlerle, kâğıtlı çekerlerle düğüne söyleme yapılmıştır. Tabii ki günümüzde artık bunların yerini kartlar almıştır.

 

Düğüncelik;

Düğüne gelen akraba ve komşular düğüncelik getirirlerdi. Bu düğüncelikte kabuklu fasulye, pancar, süt, yoğurt, tavuk, fırın mısırı çeküntüsü, yumurta gibi yiyeceklerdir. Bunlar aslında düğün yapana yardım amacını taşımaktadır. 

Eskiden yaşlılar gençler iyi şeyler yaptığında veya adı sorulduğunda, kimlerdesin denildiğinde, gencin cevabında sonra “ Ömrün uzun olsun, düğünün güzün olsun” derlerdi. Bunun nedeni de güz dönemi köyde yiyeceklerin bol olmasındadır. Köyde güz bolluğun ve bereketin simgesidir. İşte komşular güz döneminde olan yiyeceklerden düğün evine götürürler.

 

Gelin Sandığı;

Gelin sandığı, gelin kızın namusu gibidir. Evlenmeden önce yaptığı el emeği göz nuru çeyizlerini burada muhafaza eder. Evlendikten sonrada da önemli eşyalarını yine bu sandıkta saklar. Bu sandık genellikle ceviz tahtasından yapılır. Hem de en iyi güzelinden, en iyi ustalar tarafından yapılır. Çünkü bu sandık gelin ölene kadar onunla birlikte bir ömre şahitlik eder, gelinle birlikte adeta yaşlanır.

 

Baş bağlama;

Düğün gününde bir önceki gün baş bağlama günüdür. Erkek tarafı kına gecesinde kızın giyeceği giysileri, geline ve o gecedeki yakılacak kınayı o gün kız enine götürür. Bu işlem birçok kişiyle yapılır. Biraz kalabalık olur doğrusu…

 

Kına Gecesi;

Kına gecesi düğün günü öncesi gecedir. Kıza akrabalar ve komşular tarafından hediyeler bu gecede götürülür. Özelliklede mutfak eşyası türü hediyeler takılırdı. Gelinin eline kına yakılır. Kına gecesine gelenler ise kadınlardır. Genç kızlar oynar, orta yaşta kadınlar şarkılar söyler, bazı kadınlarda oğullarına bu gecede kız beğenme telaşı içindedirler. Yaşı ilerlemişlerde gelin görmeye gelirler.

 

Dürü Götürme;

Kız tarafında kına gecesi yapılırken, erkek tarafında ise kız tarafı dürü götürür. Dürü götürmede güveye giyecek ve tıraş takımı götürülür. Bu bir bohça damat tarafına teslim edilirken mutlaka bahşiş alınarak verilir. Bununla birlikte kız tarafından gelenlere mutlaka yemek verilir. Yemek sonra sofra tutma olayı gerçekleştirilir. Yemeğin sonuna gelince pilavla hoşaf yenmez tuzu yok bahanesiyle beklenir. Sofranın eksikleri var der. Sofradaki bir kişi bir tarafından erkek tarafından yetkili birinin gelmesini ister. Önce damadın gelmesi istenir. Damat gelir sofradakilere hoş geldin dedikten sonra istek ve arzularını sorar. Tayin edilen kişi eksik olan şeyleri söyler. Damat da tamam diyerek içinde fındık, ceviz, elma, sigara ve tavuk bulunan bir tepsiyi getirir ve sofraya koyar. Sofrada oturan kız tarafının isteklerini yerine getirinceye kadar oradan ayrılmaz, onları razı ettikten sonra oradan ayrılır.

 

Bohça Hazırlama;

Gelin kız nişanlığı döneminde bohça hazırlar. Bu bohçada elinde yaptığı el işi veya çarşıdan alınan mendil, havlu, iç çamaşırı, çorap ve gömlek gibi şeylerdir. Genellikle damadın annesine, babasına, erkek ve kız kardeşine, halasına, amcasına, dayısına yapılırdı. Düğün sonrası hala, amca dayı ziyaret edilir elleri öpülür, duaları ve hediyeleri alınarak geri dönülür. Gelinin becerileri bu bohçalardan da ortaya çıkar, fazlalığı ve işlemeler burada kendini gösterir.

 

Damat Çıkarma;

Düğün günü gelin almaya gidilmeden önce damat çıkarma olayı gerçekleştirilir. Damat hazırlanırken genelde evde yer olmadığı için başka bir evde hazırlanır, tıraş olur, damatlıklarını giyer, hazırlanması konusunda sağdıçta kendisine yardım eder. Veya ambarlarda hazırlanır, sonrada orada damat çıkarma işlemine kadar beklerler. Damat çıkarmada düğüne gelen akraba ve komşulara tarafından damada askı takılır, para takılır. Sonrada kız tarafına gelin almaya gidilir. İstisnalar dışında damat gelin almaya gitmezdi. Gelin almaya atlarla gidilir, gelinde atla getirilirdi.

 

Güreş Tutma;

Düğünlerde kişinin durumuna göre eğlenceler yapılır. Davul çalma, güreş tutma vardı. Düğün sahibinin maddi durumu iyi ise yağlı güreş yaptırır düğüne gelenler seyrederlerdi. Eskiden bu daha önemli idi ve çok yapılırdı. Rakibini yenenlere hediye olarak askı verilir, askı boynuna takılır, eli kaldırılarak zaferi ilan edilirdi. Hatta Hallan Halil güreşçidir bu nedenle düğünlerde güreş tutar, bir gün bir düğünde rakibini yener sonra ortaya çıkarak “ Ya askım, ya hasmım” der. Bu söylemi daha sonraları söylenmeye devam etmiştir.

 

Yumurta Asma;

Düğünlerde silah kullanmaya mermi sıkma denir.  Düğünün her aşamasında bu işlem yapılır. Kız evine gelin almaya gidilince, kız tarafı yüksek bir ağaca veya yüksek bir yere yumurta asar, bu mermilerle vurulmasını istenir. Gelini ancak yumurta vurulursa verileceği söylenir. Yumurtayı vurmak için erkek tarafından gelenler seferberler olurlar. Yumurtayı vurana kadar epey uğraşır ama sonunda yumurta mutlaka vurulur.

 

Gelin Beli Bağlama;

Evden gelini çıkarırken yine yapılması gereken işler vardır. Gelinin erkek kardeşi veya kardeşi yoksa en yakını tarafından gelinin belini bağlanır, bu işlemde erkek tarafı hediye vermek zorundadırlar. Yine gelinin sandığına, kız evinden gidecek eşyalar üzerine çocuklar otururlar hediyeler isterler, erkek tarafı çocuklara paralar vererek onları sevindirir. Yine gelin dışarı çıkarılırken kapı kilitleme olayı vardır. Burada mutlaka para verilmek zorundadır. Burada büyük pazarlıklar olur. Hatta bu yüzden gelini vermeyenler bile vardır. Hediyeler daha önceleri yiyecek şeklinde oluyormuş.

Kız evinden gelinle birlikte eşyaları da alınır, erkek tarafından gelenler tarafından erkek evine götürülür. Daha doğrusu kına gecesinde gelen hediyeler getirilir. Çünkü diğer eşyalar önceden alındığı için getirilmesi de düğünden önce yapılırdı.

 

Yol Kesme;

Yine gelin getirilirken yol kesme yapanlar vardır. Genelde çocuklar bu işi yaparlar. Bu işlem ağaç kollama ile veya ipler yola gerilerek yapılır. Diğer taraftan atın yularını tutan kişi zaman zaman atı durdurur, atın yürümediğini bahane ederek bahşiş ister. Gelin erkek tarafına geldiğinde atın ayağının dibinde tavuk kesilir. Kesilen tavuğu ise atın yularını tutan kişi alır.

 

Gelini Eve Getirme;

Gelin eve girerken de yapılması gerek işler vardır. Gelinin başına genelde kırmızı örtü örtülürdü. Bununla atla erkek evine getirirdi. Attan inmeden önce gelinin kucağına erkek çocuk verilir. Gelininde çocuğu olması dileğiyle, hatta mutlaka erkek çocuğu olması beklendiği için erkek çocuk verilirdi. Diğer taraftan geline inek istenir. Ahırdan inek gelir “bu inek gelinin” denir baksın kendi, eşi, çocukları yediği gibi evdekileri de yedirsin anlamındadır. Daha doğrusu geçinmesinde yardımcı olması içindir. Yine kaynana tarafından gelinin attan inmeden önce evin balkonundan gelinin başına fındık, para veya şeker gibi yiyecekler atılır. Bunları almak için çocuklar sevinçle almak için yarış yaparlar. Gelin kapıdan içeri girerken kapıda eşikte bardak kırılır, bu da uğursuzlukların gitmesi içindir.

 

Duvak Günü ve Çeyiz Görme;

Akşama kadar evde kız tarafından kalan iki kadın bekler. Akşamleyin dini nikâh kıyılır. Sonrada gerdeğe girilir. Damat gerdeğe girerken akranları tarafından sırtına vurulmaya ve yumruklamaya çalışılırdı. Bu akıllı olması anlamındadır. Sonraki gün ise duvak günüdür. Gelini görmeye hem kız tarafından hem de erkek tarafından gelinir. O gün yemekler yenilir, gelinin kendine ait düzenlenen odası görülür, çeyizlerine bakılır. Gelinin marifetleri gelenler tarafından görülür. Çalışkan olup olmadığı, baba evinde iken nasıldı bunlar görülür ve gelinle ilgili olumlu veya olumsuz bir kanı ortaya çıkardı.

 

Yumurta Yeme;

Akşamına veya üçüncü gün akşamına ise kız tarafına yumurta yemeye gidilir. Yumurta yemede ise yemek sonrası tavada pişirilen yumurta sofraya konur yine şaka şamata ile yemek biter. Damadın ayakkabısı kız tarafındakilerce alınıp saklanmaya çalışılır. Fakat genelde erkek tarafından biri ayakkabıları yanına alır, çalınmasına müsaade etmezler. Yine damadı oturduğu döşeye veya yemek yerken oturduğu mindere iğneyle elbisesinden dikmeye çalışırlardı. Eğer bunu gerçekleştirmişlerse iyi bir şakalaşma olurdu. Kadınlar tarafından tabak ve kaşık çalınır, çıkışta kaşığı bakır tabağa vurarak ses yapar ki “Bak sizden gizlice aldım, yarın ana gavmına gelin alın anlamına gelirdi”.

 

Ana Gavmı;

Sonraki ise kız tarafı tekrar erkek tarafına gider. Bunu adı da ana gavmıdır. Benzer şakalaşmalar yapılır. Bu uzun maratonun sonunda evlilik gerçekleşmiş olur. Aynı zamanda buna düğün denir. İşte genelde köylerde 60-70 ve 80’li yıllarda düğünler bu şekilde yapılırdı. Daha eskiden ise daha farklı düğünler olurmuş. İmkânlar ölçüsünde düğünler yapılırdı. Son dönemlerde ise eskiye ait genel kurallar ve adetler olmasına rağmen düğünler yine de büyük değişiklere uğramıştır.

Bu anlatılanlar adet ve geleneklere göre yapılan düğünle yapılan evlenmelerdir. Çocukların mürüvvetini görmedir. Fakat kız ve erkek birbirlerini sevmişlerse, kızı vermiyorlarsa, imkânsızlıklar yüzünden evlenemiyorlarsa veya erkek kızı sevmişse, kız istemiyorsa zorla kız kaçırmalarda vardır. Kısacası her adet ve geleneğin kendine has güzellikleri var. İyi ve güzelliklerin yaşatılması bizlere düşmektedir.

 


Bu haber toplam 243 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları