HABER ARAMA
  • DOLAR6,0802
  • EURO6,8436
  • ALTIN251,2445
  • BIST 10086.072
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
25 Mayıs 2019 Cumartesi
Fındık Fiyatı


16 TL - 16,50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Anadolu Selçuklu ve Eyyübi İlişkileri; Yassı Çimen Savaşı (3) (Devam)

1 Mayıs 2019 Çarşamba Saat: 08:36

Melik Adil, oğulları arasındaki toprak paylaşımını yaparken,  saldırıya en açık bölgeler olan el-Cezire, yani yukarı Mezopotamya’yı ve doğu Anadolu’daki topraklardan, Harran ve Urfa-Ruha’yı Melik Eşref’e vermiştir. Daha emniyetli olan Meyyafarikin –şimdiki Silvan ve çevresini Melik Evhad’a, Rakka-Suruc ve Resulayn ile Caber Kalesini’ de  Melik Hafız’a verir.  Böylece yeğeni Melik Zahir’in elinde bulunan stratejik kent  Halep’i, tümüyle kendi  oğullarıyla kuşatarak nefes alamaz hale getirir.  Kendisi de Şam’da oturmakta, oğulları vasıtasıyla tüm bölgedeki ticareti kontrol etmektedir.

Tabii ki oğulları da boş durmazlar. El Cezire’nin Birinci bölgesi olan Diyarıbekir-Amid bölgesindeki en önemli şehir olan Meyyafarikin-Silvan’ın hâkimi Melik Evhad,  hükümdarlığı sırasında, Ahlat, Muş ve Malazgirt’i ele geçirerek bölgedeki Artuklu-Sökmen hanedanı hakimiyetine son verir.        

Melik Adil’in oğullarının içerisinde en ünlüsü ve Doğu- güneydoğu Anadolu tarihinde önemli bir şahsiyet olan Melik Eşref’in de, kısa sürede, Anadolu Selçukluları ve Artuklular ile yakın ilişkileri olmuştur. Özellikle Doğu Anadolu ve el Cezire bölgesinde hakimiyet kurmuş, Mardin’i almaya çalışmış, Musula saldırmış, Hısn-ı Keyfa-Hasankeyf Artuklu hükümdarı Nasıreddin Mahmud ile beraber Elazığ-Harput’u kuşatmış,  ayrıca,  Harran, Ahlat, Silvan, Malazgirt gibi Anadolu’nun önemli merkezlerinde hakimiyet kurmuş ve daha sonraları Dımaşk-Şam’ı da ele geçirmiştir.

Bu şekilde, Orta Asya ve İran’dan gelen, Van gölünün kuzeyinde ikiye ayrılarak kuzeye ve güneye yönelen transit ticaret yolunun merkezi olan Van- Ahlat’ta Eyyubi egemenliği başlamıştır. Kardeşi Melik Evhad’ın da ölümü üzerine ona bağlı beldelerin tümü, Amid-Silvan bölgesi de Eşref’in eline geçer.

Rükneddin’in ölümü üzerine tahta geçen 1.Gıyaseddin Keyhüsrev’ in ( Ms.1205), batıda,  Bizanslılarla olan mücadeleleri sırasında, Eyyübi- El Cezire hâkimi El Eşref’in,  Artukluların elinde bulunan Hasan keyf-Hısnı Keyfa’yı ele geçirerek, Harput’a kadar ilerlemesi üzerine, Gıyaseddin, Sümeysat-Adıyaman Samsat hakimi olan El Efdal yönetiminde 6000 kişilik bir orduyu Harput’a göndererek, El Eşref komutasındaki Eyyübi-Artuklu ordusunu geri çekilmeye zorlar.

Kuzeyde Sinop ve güneyde Antalya’yı fethederek,  Anadolu Selçuklu ticaret yollarını denizlere kadar taşıyan, Anadolu Selçuklu hükümdarı İzzeddin Keykavus   (Ms. 1211), günümüz deyimiyle Ortadoğu’ ya giriş yolu –Ortadoğu’nun en önemli ticari antreposu- deposu Halep’ i de ele geçirmek istemektedir.  Ancak, Halep seferine çıkmadan evvel, kendileri için rakip gördüğü bölgedeki Ermeniler üzerine bir sefer düzenlemiş, bu şekilde Ermenilerin eline geçmiş bulunan Ulukışla, Ereğli, Karaman gibi birçok beldeyi ele geçirdiği gibi, bölge ticaret yollarını da emniyete almıştır. Geriye tüm bu yolların ulaştığı Halep kalıyordu.

Ancak, kurucusu Selahattin Eyyübi’nin ölümüyle güç kaybetmiş  olan Eyyübiler Devletinin diğer toprakları, halen şehirlere dağılmış  Eyyübi hanedanından  güçlü  Melikler  tarafından idare olunmaktaydı. Bunların en güçlüsü de Halep hükümdarı Melik Zahir Gazi idi. Muhakkak ki, Halep’i onun elinden almak kolay değildi. Sonunda, Melik Zahir’in ölümünü fırsat bilen İzzettin Keykavus’un Halep’i kuşatması üzerine, Melik Eşref Halep’in yardıma gelir. Bundan sonraki yıllar, Anadolu Selçuklularıyla Suriye Eyyübileri arasındaki Halep ve giden ticaret Hama, Humus ve Şama kadar giden ticaret yolu üzerinden kuzey Suriye hâkimiyeti mücadeleleri ile geçecektir.

İzzeddin Keykavus’un yerine geçen ve kuzeyde Sinop ile güneyde Alanya liman-kalelerinin fethiyle kuzeyde Karadeniz ve güneyde Akdenize açılan Anadolu Selçuklu Hükümdarı Alaaddin Keykubad ( Ms. 1220)  ise,  doğudan yaklaşan Harzemşahlar tehlikesini sezmiş ve kendisi de aynı tehlikeye maruz kalan Eyyübi emiri Melik Eşref’le işbirliği yoluna gitmiştir. Melik Eşref’le bir barış anlaşması yaparak,   işbirliğinin yolunu açan ve  bu birliktelik sonucu El Eşref’i korumasına alan Alaadddin Keykubat, Melik Muazzam ile birlikte hareket eden Hısn-ı Keyfa Artukluları üzerine yürüyerek Adıyaman-Kahta ve  Çemişgezek kalelerini ele geçirir.

Ahlat’ın İran-Harzemşahlar hükümdarı Celaleddin Harzemşah tarafından yağmalanması üzerine, kenti geri alabilmek ve gücünü yeniden kazanabilmek için Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad ile askeri bir ittifak yapar. Yukarıda anlattığımız Yassı çimen Savaşı’ndaki zafer de bu işbirliğinin sonucudur. ( Ms.1230)

Ancak, bir süre sonra,  Selçuklular ile işbirliğini bozan Eyyübiler yeniden Anadolu’ya seferler yaparlar ve Selçuklulara yenilirler.

Bir süre sonra, yine,  fırsat bulan Mısır hâkimi Melik Kamil, Melik Eşref’in elinde bulunan Şam’ı ele geçirir ise de, daha sonra El Cezire hâkimi olan kardeşi Melik Eşref’e devreder ve karşılık olarak Mısır ve El Cezire topraklarının tümü kendisine kalır. Şam’a yerleşen Melik Eşrefin erken yaşta ölümü üzerine,   Melik Kamil’in, Şam’ı da hâkimiyetine alarak tüm Eyyübi ülkesini eline geçirme hevesleri ise,  kendisinin de ani ölümüyle sona erer.  Ardından fırsat bulan Moğollar,  El Cezire’yi alt üst ederler.

II. Gıyaseddin Keyhüsrev  ( Ms.1237)  zamanında ise,  Moğollar’ın Azerbaycan Valisi Baycu Noyan, Anadolu’ya girerek,  1243 Temmuzunda Sivas’ın doğusundaki Kösedağ -denilen yerde Selçuklu ordusunu ağır bir yenilgiye uğratır ve bu savaş Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılmasına sebep olur.  XIII. yüzyılın sonlarına doğru Anadolu’da Türkmen Beylikleri birer bire bağımsızlıklarını ilân etmeye başlarlar.

Bölge şehirleri üzerinde ki Eyyübilerin feodal hâkimiyeti, aralarındaki sonu gelmez mücadelelerle bir süre daha devam ederse de,  Mısır’da iktidarı eline geçiren Kölemen-Memlüklüler,  tüm Eyyübi kalıntılarını birer birer ortadan kaldırarak,  Mısır ve Suriye’yi ele geçirirler.

Bin yıl önceki bu hikâye, tarafımdan özü değiştirilmeden kısaltılmış ve özetlenmiş yüzyıllık tarih bir diliminin hikâyesidir ki, bölgenin tarih boyunca pek değişmemiş genel vasfı üzerine bir fikir sahibi olunmasını sağlamaktadır.

Saygılarımla. 


Bu haber toplam 203 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları