HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Beğenmedim
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
17 Haziran 2019 Pazartesi
Fındık Fiyatı


16 TL - 16,50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Milli Mücadelemizin Yüzüncü Yıldönümü: Kutlu Sabah ( 2 ) ( Devam )

17 Mayıs 2019 Cuma Saat: 08:48

Atatürk yeri doldurulamayacak derece önemli ve değerli bir kişilik, insanların gözünde hala bir sembol-idol-ideal bir örnek. Elbette yurtta ve dünyada herkes onu takdirle anıyor. Yaptıkları ve ülkesine kattığı evrensel değerler bugün bile aynen geçerli. O nedenle unutulmaması ve özlenmesi normal. O bizim için  Çağdaş Uygarlık  Düzeyine ulaşmanın sembolü.

19 Mayıs sabahı, Samsun ufuklarında görünen gemideki yolcu , Mustafa Kemal’dir. Kısa, ama  değeri tartışılmaz bir maziden gelmektedir. Hep anlatılır;  “Anafartalar- Conkbayırı’nda, gece sabaha karşı, bir Türk subayı, gecenin karanlığında, siperden çıkar.  Sessizce düşman siperlerine yaklaşır.  Kırbacını havaya kaldırır.  Allah, Allah seslerine, düşman kruvazörlerinin top sesleri karışır.   Bu  subay, yarbay  Mustafa Kemal’dir… Savaşın en kritik anında, mermisi biten askere süngü taktırıp, başlarında hücuma geçen Mustafa Kemal.         Türk’ün makus- yüz yıllardır ters giden- talihinde,  tarihin  son  uğursuz dönüşümü,  30 Ekim  1918 günü,  Ege Denizi’nde Limni adası’nın  Mondros limanında, bir düşman gemisinde, savaşın galipleri İngiltere ve Fransa ile Osmanlılar arasında, Mondros Ateşkes Anlaşması’nın imzalanmasıyla başlamıştır.   Osmanlı’nın  son nefesini vermekte olduğu o kahrolası günde,  düşman donanması İstanbul’da  demir atması  ve  toplarını, Osmanlı’nın son saltanatı Dolmabahçe Sarayı’na çevirmesiyle, en  acı günler başlar.

Kısa bir süre sonra,  Anadolu topraklarının işgali de başlamıştır. Fransızlar, İskenderun  ve çevresini, İtalyanlar Antalya ile tüm Akdeniz ve Ege bölgelerini, İngilizler boylu boyunca  Karadeniz bölgesini,  gün gün işgal etmektedirler. Doğu Anadolu Ermenilere bırakılmıştır. 15 Mayıs ta, Yunanlılar, İzmir’e  asker çıkartırlar. İngilizler ve Fransızlar, kurnazca bir politikayla, Yunanlıları Anadolu’ya sokmuşlardır.

Saray, bir mucize aramaktadır ve birkaç vatansever silah arkadaşıyla birlikte, gizlice Anadolu’ya geçip, yeni bir ordu kuracak kadar gözü kara – gözü pek, ordu içerisinde  büyük itibar sahibi, Çanakkale-Anafartalar-Conk Bayırı  kahramanı  Mustafa Kemal’den başkasını bulamamıştır. 

Harbiye Nezareti’nde  yapılan tüm işlemler ve Zat-ı Şahaneleri’nin imzaladığı bütün emirler dahi,  işgal güçlerinin kontrolü altındadır. Mustafa Kemal, henüz   hiçbir şeyin farkında olmayan işgalcilerinde onayıyla, ordu müfettişi olarak, Samsun ve çevresindeki  Türk-Müslüman çetelerin, gayri Müslim tabeayı rahatsız etmesini önlemek  ( ! ? ) üzere gönderilmektedir.

“Paşa, paşa. Şimdiye kadar, sen bu millete çok hizmet ettin. Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir. Tarihe girmiştir. Bunları unutun. Şimdi yapacağın görev, bunların hepsinden daha mühim olabilir. Paşa paşa, sen bu devleti kurtarabilirsin.” Dikkat edilirse, o en  kahırlı günde, Padişah  devleti düşünmektedir. Mustafa Kemal’in neyi-kimi düşündüğünü ise , sonraki yüzyıllarda tarihler yazacaktır.

Padişahla yüz yüze görüşen ve muavvakiyet dualarını alan Mustafa Kemal, elinde görev emriyle odadan çıktığında, kendisini dışarıda beklemekte olan Padişah’ın yaveri  tarafından, kendisine Padişahın özel hediyesi bir saat  teslim edilmiştir. Bu hediye, sadakatinin ve kendisine olan güvenin bir sembolüdür.

16 Mayıs sabahı,  yıllar önce,  Anafartalar- Conk Bayırı’nda  Anzac birliklerini durduran Mustafa Kemal’i  taşıyan  küçük tekne-Bandırma vapuru, Boğaz’da dizilmiş düşman gemilerinin arasından sıyrılıp geçer, Karadeniz’e  açılır.” İngilizler durumu fark edene kadar, gemiye binen Üsküdar’ı, Beykoz’u aşmış,  Karadeniz’e ulaşmıştır . 

Karadeniz boyunca sürekli devriye yapan  İngiliz gemileri  onu aramaktadırlar. Kıyılar boyunca açık denize açılmadan gidilen,  gerek İngiliz  savaş gemilerine ve gerekse, İngiliz savaş gemilerinden daha tehlikeli  olan Karadeniz’in  kendine has güçlü fırtınalarına yakalanma endişesi ile geçen bu yolculuk sonunda, Samsun Limanı görünmüştür. Samsun, Karadeniz  ve tüm vatan uyanmaktadır.

Libya’da Trablus-Demre,  Çanakkale’de Anafartalar  kahramanı,  ..Yıldırım Orduları  komutanı  Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı, Milli Mücadele’ yi başlatması, Türk vatanının tehlikede olduğunu bildirdiği  Amasya Genelgesi’ni yayınlayarak  toplumu uyarması, Erzurum ve  Sıvas Kongreleri ile vatanseverleri birleştirerek tek ses halinde Anadolu’nun işgaline karşı çıkması, Türkiye   Büyük Millet Meclisi’nin açılması, Yeni Türk Ordusu’nun kurulması, 1. ve  2. İnönü  Muharebeleri, Sakarya Savunması ve  30 Ağustos, Başkumandanlık Meydan Savaşı ve Zaferi, Süvari birliklerimizin Akdeniz’e Akışı, İzmir’in Kurtuluşu, İzmir Ekonomi Kongresi, Yeni Türk Devleti, Lozan  Antlaşması ve  Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve  yüz yıldır yaşaması , bin yıl daha yaşayacak olması   öyle  küçük, az,basit, sıradan şeyler değildir.

19 Mayıs  1919  tarihi ,  vatansever bir azmin gösterdiği muhteşem  bir direnişin-İstiklal Savaşı’nın ve muazzam bir varlığın-Türkiye  Cumhuriyeti’nin doğuşunun  başlangıcıdır.

Kurtuluş’un  daha   sonrasındaki zamanlardan birinde, Mustafa Kemal Atatürk o günleri anlatırken doğrudan gençliğe, Türk  gençliğine hitap edecektir. Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi;

“Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir.   İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedbahtların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin.  Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyet’ine kasdedecek  düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.    Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilin de,  iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.                                                                                        Ey Türk istikbalinin evladı!  İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır!  Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”( Devamı var)


Bu haber toplam 205 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları