HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
22 Eylül 2019 Pazar
Fındık Fiyatı


14.00 TL - 14.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri

YAŞAR KARADUMAN

YAŞAR KARADUMAN

1864 Çerkez Sürgünü ve Ünye’ye Yerleştirilen Çerkezler

22 Mayıs 2019 Çarşamba Saat: 08:19

Kafkasya’daki vatanlarından Çarlık Rusya tarafından sürgüne gönderilen Çerkez halkının büyük bir kısmı Osmanlıya sığınmış ve özellikle Karadeniz şehirlerine  taşınmıştır. Bu sürgünün bugün 155 ci yıldönümüdür. Çerkeslerin bir kısmı da Ünye’ye getirilmişler ve Ünye’de döşeme dibi köyüne yerleştirilmişlerdir, halen orada yaşamaktadırlar.

 

Çerkesler Kimdir?

Çerkesler, tarihin çok eskiden beri tanıdığı  “Adige” toplumudur. Kafkas sıradağlarının kuzey eteklerinde ve Terek ile Kuban nehirleri yataklarına kadar uzanan bölgede etnik varlıkları beliren, ancak günümüzde; 1864 yılında Rusya’nın bu topraklardan kendilerini sürgün etmesi nedeniyle dünyanın  45 ülkesine dağılmış halde yaşayan, bir halktır. 

Çerkeslerin Kafkasya’da oturduğu topraklar “Çerkesya (ya da Çerkezistan)” olarak anılmaya başlanmış olup, eski dönem dünya haritalarında bu coğrafyanın adı  “Circassia” olarak geçer.
Bilim adamları; Çerkes halkının yaklaşık 6000 yıldır Kafkasya'da var olduğu konusunda hemfikirdir. Kafkasya'ya hiçbir yerden gelmemişlerdir, yerli halktır. Türkler, Yunanlılar, Araplar ya da Ruslarla herhangi bir akrabalıkları yoktur. 
Çerkes halkının en kalabalık kabilesi "Adıge"lerdir. Adıgeler de kendi içlerinde Abzeh, Besleney, Bjedugh, Çemguy, Hatıkuey, Jane, Kabardey, Mamxegh, Şapsığ, Ibıh diye boylara ayrılmışlardır

 

Çerkezler neden sürgün edildiler?

Rusya İmparatorluğu ile Çerkes adı verilen Kafkasya halkları arasındaki Soçi yakınlarında Kbaada Vadisi'ndeki savaşı, 155 yıl önce 21 Mayıs 1864’de Çerkesler kaybettiler, bu Çerkesler için de "sonun başlangıcı" oldu.

Çarın kardeşi Grandük Mişel, 1864 Ağustosunda Batı Kafkasya sakinlerine şu fermanı tebliğ etmişti: ''Bir ay zarfında Kafkasya terk edilmediği takdirde, bütün nüfus savaş esiri olarak Rusya'nın muhtelif mıntıkalarına sürülecektir:" (Kaynak:Berkok, 524). İşte bu yüzden, Çerkesler,  vatanlarını terk etmeye mecbur kaldılar ve Osmanlıya sığındılar

Osmanlı İmparatorluğu'na göç etmek zorunda kalan Çerkeslerin sayısı kesin olarak bilinmemektedir. Verilen rakamlar, 450.000 ile 1.500.000 arasında değişmektedir.

 

Çarlık Rusyasının nüfus politikası çerçevesinde yaklaşık 1,5 milyon Çerkes,Tuapse, Soçi ve Sohum gibi liman kentlerine toplanarak başta Varna, Samsun, Sinop ve Trabzon olmak üzere Osmanlı topraklarına sürüldü.

Sürgün sırasındaki yol şartları, salgın hastalıklar, açlık gibi nedenlerden dolayı, resmi olmayan rakamlara göre 400 bin ila 500 bin arasında Çerkes hayatını kaybetti. Ağırlıklı olarak Anadolu ve Rumeli topraklarına sürülen Çerkesler, daha sonra Suriye ve Ürdün gibi bölgelere göç etti.

"


Göç güzergahı
1859-1864 yıllarında yurtlarından sürülen Çerkesler deniz yoluyla, Kafkasya'da, Taman, Tuapse, Anapa, Tsemez, Soçi, Adler, Sohum, Poti, Batum limanlarından bindirilip Osmanlı Devleti'nin Trabzon, Samsun, Ünye, Sinop, İstanbul, Varna, Burgaz ve Köstence limanlarında indiriliyordu.
Bu göçte Adigelerden bir grup ta Ünye’ye çıkarılmış bunlar Döşemedibi köyüne yerleştirilmişlerdir. 

Tarihi kayıtlara göre sürgün esnasında birçok Çerkes, açlık, susuzluk, hastalık ve çeşitli deniz kazaları nedeniyle yaşamını yitirdi.

Gemiler çok yolcu alıyor, bu yüzden fazla yol almadan batan gemilere sık rastlanıyordu. Günümüzde de bu nedenle balık yemekten uzak duran çok sayıda Çerkes olduğu biliniyor. Çerkes yaşlıları, ‘balıkların atalarını yediklerini, balık yemeleri halinde kendi atalarını yiyeceklerini’ düşünerek, balık yemeyi reddediyor. 21 Mayıs bu acı olayın 155 ci yıldönümüdür.

 

 

Çerkezleri Ünye’ye taşıyan

İki kardeş kaptanın hikayesi

Karanlık soğuk ve fırtınalı bir gece de Çerkezyanın Soçi limanından biri Köleoğlu Hüseyin Kaptan diğeri kardeşi Köleoğlu Mehmet Kaptana ait iki yelkenli Karadeniz’in hırçın dalgaları arasında Ünye’ye doğru demir aldılar.
Hüseyin Ali Kaptanın önemli bir yolcusu vardı, Rusların sürgüne gönderdiği bir Çerkez prensinin onüç yaşındaki oğlu, meclisi ve üç yüz adamını eşyalarını Ünye’ye götürülmek üzere Hüseyin Kaptana eslim edilmişti. Soçi limanı ana baba günü idi. Rusların yukarılardan sürdüğü Çerkez boyları Soçi limanına yığılmışlardı.
Mehmet Kaptanla birlikte Soçi limanından aynı saatte ayrıldılar. Soçiye gelirken yelkenlerinden biri kuvvetli fırtınada parçalanmış onu onarmak için biraz gecikmişlerdi. Arka arkaya ilerliyorlardı.. Hava soğuk ve fırtınalı idi.. Mehmet Kaptanın yırtık yelkenleri gemiyi zorluyordu..
Yolun yarısından sonra Mehmet Kaptan Hüseyin Kaptanın yelkenlisini takipte geri kalmaya başladı. Fenerle haberleşiyorlardı. Türkiye’ye yaklaştıklarında birbirlerini tamamen kaybettiler.
Mehmet Kaptan fırtınada yolu kaybetti, yelkenliye hakim olamadı, Ünye yerine Kandıra ilçesi Kefken kayalıklarına sürüklenerek kayalıklarda parçalandı ve içindeki iki yüz yolcusu ile birlikte boğuldular.

Bugün Kefken kayalıklarında yelkenlinin battığı yerde bir Çerkez mezarlığı ve orada ölenler adına bir anıt vardır ve burada her yıl 21 mayısta o gecenin anısına anma törenleri yapılır.
Sakarya bölgesindeki Çerkezler Mehmet Kaptanın yelkenlisinin kayalıklara çarparak parçalandığı felaket gecesinden kurtulmuş insanların torunlarıdırlar.

Yüz ellibeş yıl önce yurtlarından sürülen Çerkesler Osmanlı Devletine sığınmışlar, Karadenizli kaptanlar yelkenlileri ile Kakasyadan Ünye, Samsun, Sinop’a devamlı insan taşımışlardır.


Hüseyin Kaptana teslim edilen onüç yaşındaki prensin Soçi limanında ayrılışları yürekleri parçalamıştı..Babası sıkı sıkıya oğlunun Osmanlı topraklarında iyi bir eğitim almasının sağlanmasını tembihlemişti. Yanında üç yüz kişi ve on üç kişilik konseyle Osmanlı topraklarında Ünye’ye çıkan prens Termeye yerleştirildi. 
Hüseyin Kaptan ise kardeşinin yolunu kaybederek Kefken kayalıklarına sürüklenip boğulduklarından habersiz sabaha karşı Ünye’ye çıktı. Halk deniz kenarında yaktığı ateşlerle onları bekliyordu.. Yolcular ve eşyalar boşaltıldı.. Tayfalardan biri koşarak Hüseyin kaptana geldi ve müjdeli haberi verdi. Hüseyin Kaptanın bir oğlu olmuştu.. Çocuğun adını Veysel koydular. Veysel büyüyecek, kaptan olacak ve ileride babasının işini devralacaktı. Bu kaptanların çocukları Cumhuriyetten sonra Karaduman soyadını aldılar.

 

Ünyeye çıkarılan Çerkezler bugün çoğunlukla Döşemedibi köyünde yaşamaktadırlar, dillerini ve kültürlerini unutmuşlardır. Geriye köyün Çerkezce adı kalmıştır.

Köyün Adığece adı esasında NAVRIZIKO HABLdir.

Ancak bu adı gençler bilmiyor. Bu gün, mahallenin dere içindeki bölümüne “KULAGE”, yüksekte bulunan ve denize bakan bölümüne ise ”TÂME” denilmektedir.

Burası 1992 yılında15 hanede 80 nüfuslu bir Adiğe (Vubıh) köyü idi. Köyde bulunan aileler; Guj, Şhaplı, Veşe, Rupa, Kobli ve Vazdan (Abaza) sülalelerine mensupturlar. (Kaynak Tamer Uysal)


Bu haber toplam 861 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları