HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
13 Nisan 2021 Salı
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Kırlangıçların Baharı (2) (Devam)

28 Mayıs 2019 Salı Saat: 08:22

         Benim asabım bozuldu, fazla beklemeye gerek görmedim, eve döndüm. Benim gibi birçokları da ayrıldılar.  Bazısı komşu sokaklara geçmiş, bir çare bulmaya çalışmıştır. Annem, yaz günü buzdolabındaki yedek bekleyen soğuk sudan çay yapmış.  Bu günde kahvaltıyı yaptık. Üniversitede okuyorum, gireceğim ders saat 11.00’de, evde oyalanıyorum,  ara sırada pencereden çeşmeye göz atıyorum. Epey bir zaman sonra çeşme başında kimse kalmamıştı, ancak kızlar hala ordaydılar ve ikinci bidonları da dolmak üzereydi. Sonunda doldu. Nasıl taşıyacaklarını merak ediyor, onun için bekliyordum.  O zamana kadar çeşmenin kenarında duran inşaatlarda kullanılan el arabasını fark etmemiştim. Kızlar bidonların ikisini birden el arabasına yüklediler. Büyük kız arabayı  iki sapından kavradı, öteki de üstten bidonlar devrilmesinler diye tutuyor,  araba yürüdü,  tam kaldırımdan  asfalta  inerken ön  teker  yana eğildi, kızlar arabaya  sahip olamadılar,  arabanın   ve  bidonların dengesi bozuldu ve...

     O su kıtlığında damla damla dolup ta, bir anda ziyan olan koskocaman iki bidon suya mı yanarsın,   evine susuz dönen onca insanın öfkesini kazandığına mı? Kızların bilinçli olarak yaptıkları bencillikle, yarın kimin yüzüne nasıl bakabilecekleri ile bunca saat sonra, iki  boş bidonla eve döndüklerinde analarının onlara ne dediği, ne yaptığı ise, elbette pekte umurumda değil.  ‘ Ey Rabbim hep bana, hep bana ..’  demeyip te, arada  sırada, diğer kişileri de idare etseler, belki böyle olmazdı.

       Hikâye bir doktor tanıdığımın anılarından. Kendisi İstanbul-Beylikdüzü’nde özel bir hastanede çalışıyor. On yıl kadar önce, bir zamanlar İstanbul çevresinin çorak Trakya toprağı düzlüklerinden biriyken, Beylikdüzü yeni belediye olmuş, imar başlamış, apartmanlar siteler yerden fışkırmaktadır.  Günlerden bir gün, öğle tatili sırasında, doktorların yemek sonrası toplu halde oturdukları odaya,  35-40 yaş arası, güleç yüzlü genç bir kişi girer. Bir hastası için, tanıdığı  bir doktorun yanına gelmiştir. Oturturlar,  ikramda bulunurlar.   Konu konuyu açar.  Kendisi Karadeniz’lidir ve malüm, İstanbul’da ki hemşehrilerinin çoğu gibi,  oda civar arazilerde inşaat- müteahhitlik işleri yapmaktadır.

      Ayrıca siyasetle de ilgilenmektedir ve Beylikdüzü CHP üyesidir. CHP ilçe başkanlığına aday olmak istemektedir ve parti teşkilatında etkili olduğunu öğrendiği bu tanış  doktordan bu konuda da yardım arzu etmektedir.  Cesareti, girişkenliği, açıksözlülüğü ve güler yüzü doktorların ilgisini çekmiştir. Odada Karadeniz’li doktorlar da vardır. Aynı veya farklı görüşte de olsalarda,  gurbet elinde Karadenizli bir hemşehrilerinin ilçeye aday olmasından memnun olacaklarını belirtirler. Sonunda hem ilçe başkanı olur, hem de en güçlü olduğu bir devirde AKP’nin elinden belediye başkanlığını alır.

   Sık sık bir takım şeyler için hastane ye geldiğinden, bir keresinde bizde tanışmıştık. Çevrede belediye çalışmaları hakkında olumlu sözler söyleniyordu. CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adaylığı için adı geçtiğinde ise, birçok kişi bu kadar başarılı olabileceğini tahmin edememişti.

      Ülkemizin dünya çapında mizah ustalarından, rahmetli Aziz Nesin’in, hikâyelerinden birinde, olay, o zamanlar, İstanbul’un dış mahallelerinde mantar gibi çoğalan tekstil-trikotaj atölyelerinden birinde geçer.

     Genç işçi, artık geçmiş gün, işe geç mi kalmıştır, yada işinde bir ihmali mi olmuştur, her neyse, patronuyla tartışmış, işten atılmış, Anadolu’nun ücra yerlerinden birinden kız kaçırıp geldiği, orda burada çalıştığı,  yeni memleketi İstanbul’da,  sur dışında ki göz alabildiğine ufka, taa Silivri’ye, Edirne’ye kadar uzanan hazine arazilerini kapatan arazi mafyalarından- gecekondu ağalarından, elindeki birkaç kuruşla aldığı bir parça kuru toprak üzerinde,  kendisi ve  karısı inşaat işçisi olarak çalışıp,  en ucuzdan malzemeyle yaptığı, üç göz evine gelmiştir.

    Başı ellerinin arasında,  dirsekleri mutfak masasına dayalı olarak oturduğu sedirde,  gözlerini, karısının, ‘şimdi ne yapacağız?’ diye korkuyla bakan gözlerinden uzak tutmaya çalışarak, tek tük cümlelerle, olanları anlatmakta, gözleri biri eşikte, biri beşikte iki yavrusuna takıldıkça da içinden kahrolmaktadır.  Bir yandan,  içine bolca ekmek doğradığı çorbayı kaşıklarken, bir yandan da, kendisine haksızlık yapıldığını, bir bahaneyle tazminatsız kapı önüne konulduğunu, yeniden nasıl iş bulacağını filan düşünmekte, yüreğindeki hırslar,  öfkeler ve acılar ile kafasındaki ümitsizlikler, eziklikler, çaresizlikler birbirine karışmaktadır.

        Birkaç gün sonra, yine aynı sektörde yeniden iş bulmuştur. Üstelik artık tecrübeli eleman vasfında kabul edilmektedir. Akıllanmıştır, bir daha aynı duruma düşmeye, hayatın sillesini tekrar yemeye hiç niyeti yoktur ve canla başla çalışmaktadır.

      Yıllar yılları kovalamış, başka çocukları da olmuş,  mali durumu düzelmiş, eski perişanlığı kalmamıştır. Evini biraz daha oturulabilir hale getirmiştir. Çocuklar büyüyüp okula gitmektedir, karısı da aynı atölyede işe başlamıştır. Artık para da biriktirebilmektedir. Kenar köşede üç beş kuruşu biriktikçe aklına başka fikirler, başka işlerde gelmektedir. Bir gün semt kahvehanesinde,  kimi arkadaşlarıyla kağıt oynar, kimi de laflayıp zaman geçirirken, konu konuyu açmış,  konuşmalar sırasında, çevre masalardan birisinden iyi giyimli, yaşlıca bir beyefendinin,  kendisini işten atan eski patronu için, “Falan tekstil’in patronu, benim yanımda işçi idi,  bir gün işten attım, yıllar sonra,  karşımda fabrika açtı, patron oldu, bak şimdi bana çalım atıyor.” Dediğini işitmiş, ilgisini çekmiştir.

       Uzun sözün kısası, zaten artık işin girdisini çıktısını öğrenmiştir. Karısıyla kafa kafaya verirler. Çalıştığı atölyeden ayrılır.  Geleneksel Türk işi, iş kurma yöntemi olarak karısının kolundaki üç beş dal bileziğe, eldeki üç beş kuruşta ilave edilerek, yine çevredeki fabrikalardan kalma 2.ci, 3.cü, kim bilir kaçıncı el bir tezgâh temin edilip, evin bir köşesinde fason parça kıyafet üretim faaliyetine geçilir. Zamanla bir tezgâh daha alınıp, işçi çalıştırılır. Yeni bir eve taşınılıp, eski ev tümüyle atölyeye çevrilir. Yıllar sonra, yeni yaptırdığı ve bine yakın işçinin çalıştığı tekstil fabrikasını törenle açar.

       Bir sabah, sık sık işe geç kalan, üstelik kendisiyle tartışan bir işçisini ani bir öfkeyle işten çıkartmıştır. Ancak, yine de içi rahat değildir,  yıllar önce ki, kendi durumu aklına gelmekte,  işçi ve ailesi için üzülmektedir. Akşam eve gittiğinde, canı hala sıkkındır. Hepsi üniversite mezunu ve hepsi de kendi fabrikasında çalışan, çocuklar, gelinler, damatlar ile torunlar, salonda kurulmuş yemek masasında yemeğe oturduklarında da, önündeki büfteği bıçakla parçalarken de,  aynı şeyi düşünmektedir. Karısının, “O kadar üzülme, o da bizim gibi önceleri zorluk çeker, birkaç gün sonra yeniden iş bulur, artık sıkma canını.” Sözüne,  cevap verir. “ Ben ona üzülmüyorum. Kendime yeni bir rakip yarattım,  ona canım sıkılıyor.”der.

       18- 19 Mayıs günlerinde,  Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadeleye başlamak üzere Samsun’a çıkışının 100.cü yıldönümü nedeniyle,  sembolikte olsa Atatürk’ü karşılamak ve iki gün sürecek törenlere katılmak üzere Samsun’a gittim.  İnsan çok duygulanıyor. Şaka yollu ‘Haberim olsa, ilkinde de Mustafa Kemal’i karşılamaya giderdim’, diyorum, şakası bir yana katılan insanlarda öyle bir ruh hali vardı ki, bir yüz yıl boşuna geçmemiş, ilk günkü coşku ve azim, aynen devam ediyor, nice yüzyıllara.

       Kırlangıçlar pikeleri sürdürüyor, yumurtalar yuvalarda çatlamayı bekliyor, hayat devam ediyor, gelen günün ne göstereceğini ise, Allah bilir.    

      Saygılarımla. 


Bu haber toplam 671 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları