HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
22 Eylül 2019 Pazar
Fındık Fiyatı


14.00 TL - 14.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri

UZM. PSK. DAN. M. ZEKİ SAKA

UZM. PSK. DAN. M. ZEKİ SAKA

Kadir Gecesinin Ertesinde Zihinde Zuhur Eden…

3 Haziran 2019 Pazartesi Saat: 08:55

Hemen bütün dinlerde, kültürlerde önemli zamanlar, günler ve anlar vardır. Mesela, Hristiyanlığın paskalyası, Yahudiliğin roş aşanası vardır. Bizde de Ramazan Ayı, Cuma günü ve bazı mübarek addettiğimiz gün ve geceler yani kandiller böyledir. Bu anlar, insanı biraz daha kendine getirmeye namzet zamanlar olarak ifade edilirler. Ama âcizane benim meseleye bakışım biraz daha farklı. Dinler ve kültürler bu “özel zaman” vurgusuyla biraz da yaşamlarını sürdürürler. Yani önceden belirlenmiş bu “özel zaman / an” dinlere ve kültürlere hayatiyetlerini, devamlılıklarını sürdürme imkânı verir.

Elbette benim ifade etmeye çalıştığım şey dinin içinden bir izah denemesi değil. Bunun farkındayım. Ben daha çok insan ve din, din ve toplum ilişkisinden hareketle antropolojik ve sosyolojik bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Dinler ve kültürler ama özellikle dinler, bu tarz belirlenmiş zaman ve anlar olmasa yaşayamazlar derken, bunun böyle olmasının sadece dinin faydasına olduğu anlamı çıkabilir elbette. Vakıa din bundan bir şekilde etkileniyor. Ama bu etkinin her zaman dinden yana müspet bir etki olduğu anlamına gelmiyor. Şöyle ki, bir din için özel olarak belirlenmiş zaman / an, evet önemlidir ama tek yol değildir. Eğer öyle olsaydı mesele sadece belirlenmiş özel zaman ve an bağlamında dönseydi idrak edilmeyen her özel zaman ve an dinin kendinden değer kaybetmesine yol açardı. Ama manzara çok da böyle değil. Ki esas beklenti, sekülerleşme bağlamında çokça başvurulan izah aslında biraz da budur. Yani modern dünyada dinler yavaş yavaş tedavülden kalkacak. Bu da en çok dini ritüellerin azalmasında, özel zaman ve an vurgusunun yavaş yavaş azalmasında kendini gösterecek ve nihayet zihniyet olarak bir değişim gerçekleştireceklerdi. Ya da bunun tam tersi olacaktı. İnsanlar modern dünyada bir bilinç yarılması yaşayacaklar ve dünyayı anlama, kavrama ve yaşama biçimleri değişecekti. Nihayetinde yaşanan bilinç değişimiyle insanların dini anlama, yaşama biçimleri de etkilenecek, başta ritüeller olmak üzere din ile kurulan ilişki yavaş yavaş aşınacak hatta yeri gelecek kopacaktı. Ama böyle olmadı. Bir şey daha var aslında söylemeden edemeyeceğim, özel zaman ve an vurgusu benim de din ve kültürün sürdürülmesi bağlamında dile getirmeye çalıştığım şekliyle modern tahayyülde, seküler izah biçiminde elbette potansiyel bir umut taşıyordu. Çünkü zaten önceden belirlenmiş olan özel zaman ve anlar modern dünyada da daha da sınırlanacak, belirlenmiş olan zaman aralığından o andan kurtulamayacaktı. Buradan bakıldığında hakikaten böyle bir duruma gelindi, diyenler elbette olacaktır. Yani Cuma Müslümanlığı diye bir şey var değil mi mesela! Ya da kandil gecelerini önemsemekten öteye geçmeyen bir dindarlık biçimi türedi. Bu bakışı ya da bu ifadeleri dinin aleyhine olacak şekilde okumayı çok da izah edici bulmuyorum. Din başından sonuna kadar nihayetinde kişinin tanrıyla kurduğu ilişkidir. Ve bu ilişkiden kişinin başta kendisi olmak üzere onunla ilişki halinde olan her şey ve herkes etkilenir. Bu anlamda bir din için dini eylemin ve dolayısıyla dindarlığın yılın belli zaman ve anlarında da olsa yaşanması bir imkân meseledir ve bu bir din için zaaf değil tek kelimeyle güçtür. Çünkü din her koşulda kişiye kendisiyle bir ilişki imkânı vermekte ve böylece yaşanabilir bir din imajını beslemektedir. Kandil gecelerinin, Cuma namazlarının, ramazan ayının önemi buradadır. Ve bu dindarlık biçimi kişiyi bağladığı kadar tartışmadan azadedir.


Bu haber toplam 575 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları