HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Beğenmedim
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
27 Haziran 2019 Perşembe
Fındık Fiyatı


16 TL - 16,50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ

TURGAY GÜVEN

TURGAY GÜVEN

Atina’da Şehir Demokrasisi. Atina Halk Devleti- Demos. (3) (Devam)

12 Haziran 2019 Çarşamba Saat: 08:40

Esas itibarıyla ceza alanını ilgilendiren Drakon kanunları, aslında, tamamen soyluların haklarını, baskı ve kanla gözeten kanunlardır.  Drakon, kan davalarını sona erdirmek için önlemler almış, çok sert ve şiddetli cezalar içeren bir ceza kanunu oluşturmuştur. İşlenen suç karşılığında para-kan parası ödeyerek kurtulma ve bedenini ipotek ederek borç alma yöntemlerini kaldırır. Ancak toprakların ve idarenin çoğunu elinde tutan soyluların haklarını gözeten, diğer sınıflara eşit haklar vermeyen,  en küçük suçlara dahi ölüm cezaları getiren bu kanunlar,  halkı hoşnut etmemiş,   yıllar içinde bir türlü kargaşanın kesilmemesi üzerine, Mö. 594 yılında, ünlü düşünür ve devlet adamı Solon (Mö.640-560),  zenginlerle yoksul halk arasında uzlaşma yaratmak üzere görevlendirilmiştir.                 

Mö. VI. yüzyıl başlarında Drakon kanunlarının yerini, daha esnek ve yumuşak Solon Kanunları alacak, Drakon’un koymuş olduğu tüm yasalar geçersiz olacaktır. Mö.594 yılında Arkhon-yönetici-yargıç seçilen Solon, devrine göre birtakım reformlar yapmış ve Aristokratlarla yoksul halk tabakaları arasında uyum sağlayacak bir demokratik devlet düzeni oluşturmaya çalışmıştır.

Nomos denilen ve tam metinleri dönen tahta silindirlere, kısa özetleri ise üç köşeli taş levhalara yazılan Solon Kanunları adıyla anılan bu kanunlar hakkında,  kısaca bir şeyler söylersek: köylülerin tüm borçlarını bağışlar, bedenini rehin vererek borç alan ve borçlarını ödeyemedikleri için köle durumuna düşmüş kişileri kurtararak,  köleliği bi fiil kaldırır. Bu şekilde dolaylı olarak soyluluğun ayrıcalıklarını da engellemiştir. Zaten Yunanistan’a zor yeten buğdayın ihracını yasaklar ve açlığa son verir.            

Toplumu kişilerin mal, mülk ve gelirlerine göre dört sınıfa ayırmış ve ait oldukları sınıfa göre siyasal hak ve askerlik görevleri vermiştir. Halkı gelir düzeyine göre, Dörtyüzler Meclisi veya Halk Meclislerine katılmaya hak sahibi kılmıştır. Halka verilen sosyal hakları arasında,  yargı, hak, hukuk vb. gibi alanlardaki bir takım yeniliklerin yanında, yoksulların oy verme hakkı da vardır.

Ancak, Solon kanunlarını düzenlerken, farkında olmadan, ileride Yunanistan’da Tiranlığa kadar gidecek otoriter bir yolun kapılarını da açmıştır.  Kanun maddeleri arasında, .‘Kentte bir karışıklık çıktığında, silah başına geçerek, herhangi bir tarafı tutmayanlar, yurttaşlık ve siyasal haklarını yitirecekler ve kentten kovulacaklardır …’gibi, mutlaka iyi niyetli ve kamu düzenini sağlamakta yararlı olacak olan düzenlemeler, sonraları, yanlış ellerde toplumu zor durumlarda bırakacaktır.

Tarihçilere göre, MÖ. 6. Yüzyılın ikinci yarılarında hüküm süren Peisistratos’un (Mö. 608-527)   tiranlığı döneminde, Peisistratos, Atina’lıları-şehirlileri-şehirli soyluları-şehirdeki ileri gelen kabile ve aileleri, öyle bir baskı altına alır ki,  Atina’da orta tabakanın ekonomik ve sosyal baskısı altında yaşayan yoksul kesimler ile özellikle, eskiden beri,   Atina şehrinin sosyal ve ekonomik düzeni altında ezilen çevre köylüler, öyle bir rahatlığa kavuşurlar ki, böyle bir ekonomik ve sosyal düzende, altın yıllarını yaşarlar. 

Ancaaak, Peisistratos’tan sonra sırayla yerine geçen oğulları Hippias ve Hipparkhos’un tiranlık dönemleri babaları gibi başarılı geçemez, yani yeterli otoriteyi sağlayamazlar ve çeşitli çatışmalarla sonuçlanan halk ayaklanmaları sonunda,  Tiranlık son bulur.

MÖ. 508-507 yıllarında, Atinalı bir soylu olan ve aynı zamanda arkhonluk- oligarşik kökenli yöneticilikte yapmış olan Kleisthenes,   Yunanistan’ın başına geçer. Kleisthenes ilk iş olarak,  Mö. 501 yılında,  halk desteğini de arkasına alarak, yeni ve demokratik bir reform hareketi başlatır. Bu reform hareketinin temelinde; devletin ve halkın başına çöreklenmiş Aristokrasi-Hanedanın, devlet içerisinde kurduğu kemikleşmiş gücünü yok ederek, tam anlamıyla düzenli bir hükümet şekli kurmak ve tüm yurttaşların eşit haklarla yönetime katılmasını sağlamak amacı yatmaktadır. Modern demokrasinin kurucusu-babası olarak bilinir ve ilk kez demokratik bir devlet yönetim biçimini oluşturur.

Kleistenes’in ilk yılları hiçte kolay olmamış,  yıllarca,  zengin soyluların ve tiranlık artıklarının, Kleisthenes’in yoksul halk tabakalarına söz verdiği reformları yapmasını engellemek için verdikleri mücadelelerle uğraşmak zorunda kalmıştır. Eski Yunanistan’da adet olduğu üzere, kâhinlerden geleceğe dair fikir sorulmuş,  Delphoi Tapınağı’nın kâhinlerinin zafer hakkındaki ümit ve müjdelerinin desteği ile ayrıca İsparta Ordusu’nun da yardımıyla,  Atina’da tiranlığa son verdikten sonra, Kleisthenes,  rakibi İsagoras ile girdiği iktidar mücadelesini de kazanmıştır. Mö.508-507

Mö.501 yılında anayasal düzene geçerek demokrasinin ilk adımlarını atar, yaptığı reform-kanunlarla halkın siyasal yaşama daha fazla katılımını sağlayarak,  Atina’ya bugün bile övülen bir demokratik anlayış getirir.

Kleisthenes, bu işe girerken halkın desteğiyle girmiş, halkı reform yapacağına ve mutlaka,  yapacağı reformların halkın genelinin yararına olacağına ikna etmiş ve başarmıştır. Zenginlik ve soyluluktan doğan sınıf farklarını kaldırmış, Aristokratları karşısına alıp yönetimini halka dayandırmıştır. Atina siyasal yaşamında,  aristokratların ağır basmasının nedenini, aristokratik kabile-aile-genos örgütlenmesinin varlığını sürdürmesinde görmüş ve buna karşı olarak, baba ve mahalle adlarının birlikte söylenmesine karar verilerek, soydan gelen ayrıcalıklar kaldırılmıştır.   

Bu şekilde kabile ve soyların toplum içerisindeki üstünlük ve nüfuz alanları daraltılır,  yer bağına dayanan mahalle-demeos-bir nevi muhtarlık örgütlenmelerini kurularak,  devletin siyasi örgütlenmesinin deme- mahalle-mahalle meclisi denilen yerel yönetim birimlerine dayanması sağlanır. Her yurttaş bu şekilde kurulmuş bulunan yaklaşık 100 kadar demostan birinin yurttaşı olmaya mecbur tutulmuş ve temelini genosların-ailelerin değil,  demosların-mahallelerin-mahalle meclislerinin oluşturduğu bir  seçim-temsil  sistemi oluşturulmuştur.

                Eski devirlerden kalma dört aşiret nizamı yerine, on idari bölgeli, yeni Phylai nizamı kurulur; Sitenin üç ana bölümü bulunmaktadır: Şehir-merkez  (Asty) ,  İç taraf  (Mesogeia) ve kıyılar-yan kısımlar (Paralia).  Yeni kurulan on idari bölgenin her birinde bu üç ana kısımdan demos’lar, yani halk toplulukları bulunuyor ve adlarına trittus (üçlüler) deniyordu. Bütün idari kuruluşlar, bu on aşiret esasına göre tanzim edildi. Ordu kumandası on aşirete dağıtıldı ve on strategos ( bugünkü general  ) elinde toplandı.    

                Millet Meclisi üye sayısı 500’e çıkarıldı; Beşyüzler Meclisi adını aldı. Böylece Millet Meclisi (Bule)  üyeleri de (buleutes),  her aşirete 50 üye düşmesi öngörülerek yeniden düzenlendi.

             Meclis on adet Prytanialara-bölümlere ayrıldı ve her bölüm senenin onda birinde sıra ile görev alarak oturum yapıyordu. Aynı zamanda, Vatandaş Meclisini de (Ekklesia) genişletti ve haklarını arttırdı; bu haklardan yararlanan birçok melez ve azatlı da Vatandaş Meclisi’ne katılabiliyordu.

          Bugün bile kullanılan Kent konseyleri-Kent meclisleri –İl Genel meclisleri ve Belediye meclisleri gibi kent yönetiminde etkin kuruluşlar, o günlerden kalmadır. Saygılarımla. 


Bu haber toplam 160 defa okunmuştur

Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Yazarın Diğer Yazıları