Yeni bir yıl, hepimiz için yeni bir başlangıç anlamına geliyor. Takvimler değiştiğinde umutlarımız tazeleniyor, hedeflerimiz yeniden şekilleniyor. “Bu yıl daha sağlıklı olacağım”, “Kendime daha çok dikkat edeceğim”, “Beslenmeme özen göstereceğim” gibi cümleler bu günlerde en sık duyduklarımız arasında yer alıyor. Ancak ne yazık ki bu güzel niyetlerin büyük bir kısmı birkaç hafta içinde yerini hayal kırıklığına bırakabiliyor.
Peki neden her yıl aynı hedefleri koyup aynı noktada bırakıyoruz?
Bunun en önemli sebeplerinden biri, hedeflerimizi gerçekçi ve sürdürülebilir şekilde belirlemememiz.
Yeni yıl ile birlikte bir anda hayatımızda köklü değişiklikler yapmaya çalışıyoruz. “Tamamen diyete giriyorum”, “Tatlıyı hayatımdan çıkarıyorum”, “Her gün spor yapacağım” gibi keskin kararlar, başlangıçta motive edici görünse de uzun vadede yorucu ve vazgeçirici olabiliyor. Oysa sağlıklı yaşam, kısa süreli bir çaba değil; bir alışkanlıklar bütünüdür.
Bu noktada küçük adımların gücünü hatırlamak gerekir.
Günde birkaç bardak daha fazla su içmek, asansör yerine merdiveni tercih etmek, sofraya mutlaka salata eklemek ya da akşam saatlerinde gereksiz atıştırmaları azaltmak… Bu değişiklikler basit gibi görünse de düzenli yapıldığında hem kilo kontrolüne hem de genel sağlığa önemli katkılar sağlar.
Sağlıklı beslenme denildiğinde çoğu kişinin aklına yasaklar, kısıtlamalar ve sıkıcı listeler geliyor. Oysa doğru beslenme; aç kalmak değil, vücudun ihtiyaçlarını doğru şekilde karşılamaktır. Kendimizi cezalandırmak yerine, bedenimize iyi geleni seçmeyi öğrenmeliyiz. Yeni yıl, bunun için güzel bir fırsattır.
Bir diğer önemli nokta ise kıyaslama alışkanlığıdır. Sosyal medyada görülen hızlı kilo verme hikâyeleri, popüler diyetler ya da başkalarının uyguladığı yöntemler herkese uygun olmayabilir. Her bireyin yaşı, sağlık durumu, günlük temposu ve yaşam koşulları farklıdır. Bu nedenle hedeflerimizi belirlerken “herkes böyle yapıyor” yerine “benim için sürdürülebilir olan ne?” sorusunu sormak çok daha doğru olacaktır.
Unutmamak gerekir ki sağlıklı yaşam yolculuğunda zaman zaman küçük kaçamaklar olabilir. Önemli olan bu anlarda tamamen vazgeçmek değil, kaldığımız yerden devam edebilmektir. Bir gün dengenin bozulması, tüm sürecin boşa gittiği anlamına gelmez. Asıl başarı, istikrarlı olabilmektir.
Yeni yıl, mükemmel olmak zorunda olduğumuz bir yarış değil; kendimize daha anlayışlı davranmayı, bedenimizi dinlemeyi ve sağlığımızı öncelik haline getirmeyi öğrenebileceğimiz bir süreçtir. Küçük hedeflerle başlayıp, zamanla bu hedefleri alışkanlığa dönüştürmek en sağlıklı yoldur.
Bu yeni yılın; sağlığın, dengeli beslenmenin, kendinizle barışık olmanın ve iyi hissetmenin yılı olmasını diliyorum.
Unutmayın, en iyi yatırım her zaman kendi sağlığımıza yaptığımız yatırımdır.