20 TEMMUZ KIBRIS HAREKÂTI- 2

20 TEMMUZ KIBRIS HAREKÂTI- 2

Ünyeli bir paraşütçü “Kıbrıs Gazisi’nin anıları Fazla zayiat vermeden istenilen yerler tutulmuştu”

Arif TAKICI: 1’ci Parasüt Tb. 2’ci Takim

 Girne’yi disaridan tutan birlikler yavas yavas bes parmak daglarina dogru ilerlemeye baslamislardi. Hava indirme yeni tamamlanmis ve aksam gemiler ikinci dalgayi almak için Mersin’e dönüse baslamislardi.

Temmuz 20, 1974. Bölük komutanimizin ayagindan agir yaralanmasi sebebiyle helikopterle Türkiye'ye götürülmesinin ardindan bölügün komutasini devralan Mustafa üstegmenimiz, 20 Temmuz gecesi çarpismis oldugumuz tepede saat gece yarisini bulup Rumlar ile savasin ortak diliyle karsilikli atesi yavas yavas azaltip gece yarisinda noktalamamizin ardindan, tüm bölügü alçak yürüyüsle dolasip, herkesle görüstü...

Yeni Bölük komutanimiz sunlari söylüyordu: 

Arkadaslar, sabah erken saatte isgal edilmis olan Türk köyüne ve Ayyildiz tepeye saldiracagiz. Sakin uyumayin, Rumlar baskin verebilir, herkes kendine bir es seçsin, biri uyanikken digeri gözlerini dinlendirsin, yani böylece bölügün yarisi dinlenirken, diger yarisi uyanik olsun, dedi.

 Kayseri’nin serin havasindan sonra Kibris'in bu asiri sicak havasi çarpti bizi. Daha kötüsü, dün kuyunun basindaki askere doldurmasi için attigim matarami, saldiri emri ile taarruza kalktigimizda alamadigim için, su anda bana ait bir mataram olmadigindan çok zor durumdayim.

Benim durumumda olan bir kaç arkadas daha var... Agzim çok kurudu. Bir arkadastan su istedim... Mustafa biliyorsun mataram yok... Biraz su verir misin? Tamam, ama az içeceksin!

Arkadasim gözlerini dinlendirmege basladigindan ötürü ben nöbet tutmaya basladim... Tabi tüm nöbetçiler yattigimiz yerden yapiyorduk gözetlememizi. Bir taraftan gözlerimi kapatmamaya ve dikkatimi toplamaya çalisirken, diger taraftan gündüz vaktinden beri kanarak su içemememin yoksunlugunun dürtüsüyle hayallerimde gözlerimin önünden çesmelerin, irmaklarin geçmesine mani olamiyordum. Bölük komutanimiz bütün bölügü sürekli dolasiyor, aman arkadaslar, sakin daldirmayin, sürekli uyanik olun, sabaha karsi saldiriya geçecegiz, diyordu.

Gözlerimi dinlendirme sirasi bana gelmisti. Simdi daha rahat düsünebiliyordum. Etraftaki daglarda sanki bir ölü sessizligi vardi. Garip ve insani korkutan bir sessizlikti bu. Neredeydi bu Rumlar? Çok fazla bir mukavemette göstermemislerdi. Jetlerin bombardimani da hava kararmaya basladigindan dolayi kesilmisti. Girne’yi disaridan tutan birlikler yavas yavas Besparmak daglarina dogru ilerlemeye baslamislardi.

Bu arada indirme yeni tamamlanmis ve aksam gemiler ikinci dalgayi almak için Mersin’e geri dönüse baslamislardi. Bu gün Kibris’taki kuvvetlerimiz basariliydi. Fazla zayiat vermeden istenilen köprübasi tutulmustu. Ilk gün olmasi sebebiyle haberlesme ve toparlanma meselelerinde sikintilar olmustu, ancak Mehmetçik Kibris’in ve Savasin havasina adapte olmaya baslamisti. Bu gün çok siddetli çarpismalar olmustu.

 

Albay sehit oldu

Tam tesekküllü Yunan alayi ve Kibris Rum Muhafiz ordusu saldiriya geçmisti. Kibris’ta anlasmalara dayali olarak 1960’dan bu yana kalan Türk alayinin da kapilari açilmis ve birlik Lefkosa Gönyeli yolunda Yunanlilarin önünü kesmek planiyla ilerlemeye basladi. En kanli çarpismalarin 20 Temmuz gecesi, bu bölgede oldugu görüldü. Denizden çikan birliklerimizle henüz baglanti kurulamamisti. Bu gün Mehmetçik büyük bir kahramanlik göstermis ve Kibris’ta köprübasini tutmustu.

Temmuz 21. Sabah Sabahin 02.00’sinde Adana’daki merkeze Kibris’tan destek talepleri yagiyordu. Devamli gelen hücumlar püskürtülüyor, ancak bunun arkasi kesilmiyordu. Sayica birkaç misliydi Rumlar. Denizden çikarma gemileriyle gelen piyadelerde köprübasi tutmaya çalisiyorlar, ancak komutanlari Albay Karaosmanoglu bir havan topu isabetiyle sehit oldu.

Lefkosa Türk elçiliginde de telas vardi, çünkü Rumlarin katliam yapacaklari istihbarati alinmisti. Elçi dâhil tüm personele silah dagitildi. Bu arada, Yunan Alayi, Türk Alayini geçemeyince, Rum Muhafiz Ordusuna destek veremedi, bu durum Türk kuvvetlerinin biraz olsun rahatlamasini sagladi. Yasayin Türk alayinin Kahraman askerleri. Yunan ve Türk Alaylari, garanti antlasmasi geregi 1960 yilindan buyana Kibris’ta bulunuyorlardi. 21.Temmuz, gece saat 03-00. Dün Adaya ancak 6000 bin asker sevk edilebilmisti. Bu birlikler de dar bir arazide sikisik kalmisti. Tabi riskli bir durumdu… Derhal genislemek lazimdi. Bu da gün isidiginda hava kuvvetlerimizin destegiyle mümkün olabilecekti. Besparmak daglari hala Rum ve Yunan birlikleri ile doluydu. Sabahin alacakaranliginda Ayyildiz tepeye hücuma geçtik. Hem besparmak daglarindan, hem de asagida bulunan bosaltilmis Türk köyünden atas eden Rumlarin atesi altinda çok tehlikeli bir ates çemberi içerisinde ilerliyorduk.

 

Ayyildiz Tepe’ye çiktigimizda, Türk Mücahitlerinin daha önce savunma amaçli taslarla yapmis olduklari mevzilerden faydalanarak karsiki tepede bulunan Rumlara ates etmeye basladik. Rumlar dagin yukari kisimlarina dogru çekilmislerdi. Onlarin dagin hâkim kisimlarindan bize açmis olduklari atese, biz de siddetle cevap veriyorduk. Susuzlugum hat safhadaydi… Dudaklarim susuzluktan bir birine yapisiyordu… Asiri sicaktan isinan çelik basligim adeta beynimi deliyor ve sanki yüz kilo geliyordu… Bir arkadasla kendimizi taslarla örülü bir mevziinin içine attik. Içeride iki Mücahit( Kibrisli) vardi. Birisi dagin üst kisimlarindaki Rumlara ates ediyor, digeri ise su, Su diye inliyordu. Sordum ates edene… Arkadasinin durumu iyi gözükmüyor, iyi misiniz? Ben idare ediyorum da, çok susadik, bir yudum suyumuz kalmadi, arkadasim nerede ise susuzluktan ölecek! Inleyen Mücahit’e baktim, biraz kilolu birisi idi, inlemeli hali ve yüzündeki ifade gerçekten çok kötü idi. Dedim ki, yakinlarda bildiginiz bir yerde su var mi? Ben gidip alsam! Bu atesin altinda gidemezsin, çok riskli, dedi. Olsun dedim, sen tarif et, ben giderim.

Benim mataramin olmadigini anlayinca, bana yesil bir Ingiliz matarasi hediye ettiler, hepsini toplayip Fahrettin çavus arkadasimla tarif ettikleri dere yatagina dogru, bazen egilip yürüyerek, bazen sürünerek vardik.  Manzara umdugumuz gibi çikmamisti… Dere yatagi kuruydu. Kulagimiza gelen kurbaga seslerini takip ederek su birikintisi bulduk.

 Ayyildiz tepeye geri dönüs için dikkatle ilerilerken, Bölügümüzün geri çekilmeye basladigini gördük. Besparmaklarin hâkim tepelerindeki Rumlarin baskili atesine baska bir harekât planiyla karsilik verilecekti. Bu susuzluktan ölecek halde olan mücahit ne olacakti simdi. Onlari o karisikligin içerisinde hiç bir yerde göremiyorduk. Mataralari da bizde kalmisti. Ilk firsatta bunu takim komutanimiza söylememiz lazimdi. Geri çekilmemizin sebebi hava kuvvetlerimizden destek alarak bölgenin bombardiman edilmesinden sonra saldirmakmis.

Canik Dergisi sayi 15

Devam edecek

 

 

 

 

 



Canik Dergisi

Canik Dergisi Haberleri