Soğan’ın Hikâyesi

Soğan’ın Hikâyesi

Soğan’ın çıkış noktası orta, güney ve batı Asya’dır. Dünyaya bir kültür bitkisi olarak yayılmıştır, yedi yüz türü vardır. Türkiye’de ise 156 türü yetiştirilir.

Sogan’i Hintliler “sukanda” olarak adlandirmaktadir. Kaskarli Mahmut lügatinda sogana sovan da denir, diye yaziyor.. Altay Türkleri ise, sogana uskim veya uksim diyorlar.

Dünyada her yil 53 milyon ton kuru sogan üretimi gerçeklesir. 18 milyon tonla Çin ilk sirayi alirken, Hindistan, Rusya, ABD ikinci ve 2 milyon 35 bin tonla da Türkiye besinci sirada yer alir. Bizi izleyen ülkelerse Japonya, Pakistan, Iran, Güney Kore, Meksika, Brezilya, Ispanya’dir.

 

Sogan Hititlerde kutsaldi
Anadolu’da Hititler (M.Ö. 1650-1200), “Sumsikil” adini verdikleri sogani kutsal bitki saymislardir

Hitit krali IV. Tudhaliya döneminde (M.Ö. 1250-1220) yapilan bir ritüelde, soganin birbirini simsiki saran yapraklariyla, manevi degerler arasinda iliski kurulur, Altay Türklerinde sarimsak yabani olarak bilinirken, soganin üretimi yapilir. Avrupalilar sogani Romalilar araciligiyla tanimistir.. Ortaçagda veba korkusuyla kapilara sogan asilir, savas yaralari ve yaniklar onun suyuyla tedavi edilirdi.

Ünlü Frenk (Fransa) krali Sarlman’in (742-814) manastirlarda ve imparatorluk bahçesinde yetistirilmesini emrettigi bitkilerden biri de sogandir.

 

Sogandaki Mineraller
Sogan kükürt ve C vitamini (askorbik asit) açisindan zengindir. Bunlarin disinda A -B (tiamin), B2 (riboflavin), B3 (PP, niasin), B6 (pridoksin), B9 (folik asit, folat), E vitaminleri, potasyum, fosfor, kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir, selenyum, manganez, kobalt, flor, bor, bakir, çinko, nikel, krom, iyot, vanadyum gibi mineral ve oligo elementler, sakaroz, glikoz ve fruktoz gibi sekerler, organik asitler, kuersetin, uçucu ve sabit yaglar bulunur.
Gözlerin yanmasina ve sulanmasina yol açan madde uçucu yagin içindeki propil alliin’dir. Sogan, pirasa ve sarmisagin da yakin akrabasidir.

 

5000 yildir yetisiyor
Yapilan arastirmalar, soganin 5000 yildan daha önceye uzanan bir dönemden beri yetistirilmeye basladigini kanitliyor.
Sogan, Eski Misir'da ebedi yasamin sembollerinden biri kabul edilip, yari kutsal sayilmis. Misirlilar ayni zamanda güçlü mikrop öldürücü özelligi nedeniyle de sogani sihirli kabul etmisler. Misir'da  piramitlerin iç duvarlarindaki resimlerde sogan resimlerine rastlanmistir.
Antik Yunan'da Olimpiyat Oyunlari'na hazirlanan sporculari güçlendirmek için bol sogan yedirilirler ve gövdelerini de sogan suyuyla ovarlarmis.

Romalilar sogandan görme bozukluklari, agiz yaralari ve dizanteri gibi hastaliklarin tedavisinde yararlanmislar.

Misirli rahipler sogani kutsal kabul ediyordu, en çok kullanilan dîni bagislardandi. Persliler, Mezopotamyalilar, Misirlilar, sonralari Akdeniz kiyilarinda yasayan halk için aranan sevilen sebze ve gida kaynagi olmustur. Bugün hemen hemen soganin girmedigi yemek,  yok gibidir.

Avrupa' ya Romalilar tanitmislarsa da, Avrupalinin mutfagina girmesi biraz geç olmustur. Çin' de sogan çorbasi yüzyillardan bugüne atese, bas agrisina, koleraya, karsi önerilmekte ve kullanilmaktadir.

Anadolu insaninin suyu kaçmasin diye yumruguyla kirdigi sogan ekmege katik ettigi bas gida maddelerindendir.

Tarihte ünlü birçok dogulu, batili hekimin çesitli hastaliklara karsi kullandigi, halk arasinda yaygin kullanilan bitkilerden biri oldugu görülmektedir.

Soganin cücügü!

Sogan o kadar önemli ki Ramazan’in on besinde geleneksel “Hirka-i Saadet” ziyareti için camiye gelen padisah, iftarini da orada açarmis, sunulan yemeklerden soganli yumurtayi begenirse, onu hazirlayani ödüllendirirmis. Kaynak: Faruk Süyün

“Yedigin sogan ekmek olsun, yeter ki evinde huzur olsun” demis atalarimiz...

Soganin ekmege katik edildigi o sofralarda, ortasinda yer alan daha tatlimsi, lezzetli kisim, makbul kisilere ikram edilirmis Padisah Abdülmecit, soganli yumurta yarismalari düzenler, en iyi yapani ödüllendirirmis... Yani, soganli yumurta Osmanli’da iftar sofralarinda muhakkak yer alirmis.

Sogan’in Adasogani, arpacik sogani, ayi sogani, bakla sogani, gavur sogani, kabalak sogani, köpek sogani, kuru sogan gibi bilinen onlarca türü vardir. Bunlar, yöreden yörede degisik adlar alarak genis bir söz dagarcigi olusturmustur.
Bursa’da Karacabey sogani oldukça ünlüdür. Balikesir Bursa yolundan geçenler, yol kiyisindaki sogan saticilarini sik sik görürler. Mor sogan, saglik açisindan oldukça etkili bir sogandir.

 

Adinda sogan olan yemekler ve yer isimleri

Ayrica Türkçede sogan sözcügünü içeren önemli yemekler de vardir. Soganbasti, sogan yahnisi, soganli mihlama… Gaziantep yöresine ait sogan kebabi oldukça ünlüdür. Ayrica Osmanli mutfaginda pek çok padisahin sevdigi “soganli yumurta” adinda bir yemek de vardir.
Sogan sözcügünü içeren pek çok yerlesim yeri de vardir: Sogansuyu (Diyarbakir), Soganbükü (Balikesir), Soganliyürük (Zonguldak), Soganlitepe (Agri), Soganköy (Agri) gibi.

 

1072 yilinda yazilan Divanü Lügat’it Türk’ten baslayarak yazili olarak dilimize geçen sogan sözcügü, bugün yemek, yerlesim, dil gibi özelliklerimizde genis yer bulmustur. Bu da göstermektedir ki bu bitki, Türk toplumunun hep yani basindan bulunan ve yasamin her alanina etki eden bir bitkidir. 
Kaynak: Türkçenin Dirilis Hareketi TDH



Canik Dergisi

Canik Dergisi Haberleri