Dikkatinizi çekiyor değil mi? Bu aralar her nedense art arda Ünye’nin “kirli hava” ölçümleri yayınlanmaya başladı. Ulusal ve yerel basında ilk sayfalarda yer aldı bu haberler…
İlki 5 Kasım 2025’te yayınlandı. Yayımlanan haber başlıkları genellikle şöyleydi; “Karadeniz Bölgesi’nin en kirli havası Ünye’de ölçüldü.”
Haber ise özetle şöyle; “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı sisteminde yer alan Hava Kalitesi İndeksi (HKİ) verisine göre Ünye’de ölçülen değer 135 olarak kaydedildi.”
Bu haberden iki ay sonra yeni bir haber daha çıktı. Bu seferki haberlerde bölgeyi aşmış, Türkiye’nin en kirli havasının olduğu ilçe olarak gösterilmişiz.
Yapılan haberlerde şöyle deniyordu; “Bakanlığın sisteminde yer alan Hava Kalitesi İndeksi (HKİ) verilerine göre, Türkiye’nin en kirli havası Ünye’de ölçüldü. Ünye’de ölçülen hava kirliliği oranı 267 olarak kaydedildi. Bu oran, hava kalitesinin "kötü" düzeyde olduğunu gösteriyor.”
Gördünüz değil mi? Önce Bölge’nin en kirli havası, devamında Türkiye’nin en kirli havası Ünye’de… Çok kalmaz “Dünya’nın en kirli havası Ünye’de” haberi de gelir!
Gelir, çünkü Ünye’deki gelişmelerden rahatsız olan, bu gelişmelerin şehre kazandırdığı özellikle turizm alanındaki gelirlerden hesapları bozulan şehirler, firmalar ve işletmeler olduğu aşikar…
Sinop’ta uzun süre memurluk yapmış… Oradan evlenip orada yerleşmiş Ünyeli bir hemşerimiz geçtiğimiz Temmuz ayında ziyaret için Ünye’ye gelmiş… Sahilde rastlaştık, çay bahçesine davet ettim. Oturduk sohbet ettik. Konuşmasında şu cümlesi çok dikkatimi çekti. “Sinop’ta rahatsızlık var. Samsun’dan tatil için bize gelenler Ünye’ye gitmeye başladı. İşlerimiz çok düştü, deniyor.”
Benzeri bir durumu da Ordu merkez Altınordu ilçesinde oturan siyasi duayen bir büyüğümden dinledim. Şöyle dedi; “Musa bak ne diyeceğim; Ünye çok gelişti, çok değişti. Eskiden gezmek için Ünye’den buraya gelirlerdi. Şimdi buradan Ünye’ye gidilmeye başlandı. Bizimkiler bundan çok rahatsız, bilesiniz…”
Diğer taraftan Kale’de yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum. Eylül ayı idi… Kale’ye ziyaret için misafir götürmüştüm. Çok kalabalıktı, araç park etmek için sıkıntı yaşanıyordu. Zar zor bir aralık bulduk arabamız park ettik. Arkamızda bir araç daha vardı, bize baktı, çaresizliğini ifade etti. Yardımcı olduk, onlara da bir aralık bulduk, park etmelerini sağladık. Kırklareli’nden gelmişler… Tatillerinde özellikle kale ziyaret ederlermiş… Çıkışta yine karşılaştık bu grupla… Nasıl bulduklarını sordum. “Çok ilginç… Raylı sistemle 230 metre yerin altına tarihi yolculuk muhteşem bir duygu... Bunu başka hiçbir yerde yaşayamazdık. Bunu herkese anlatacağız.” dediler.
Şimdi soruyorum; Ünye ile ilgili bu sözler çok güzel değil mi? Gururlandırıyor insanı…
Gururlandırmasına gururlandırıyor ama tehlike var… Ünye yarattığı gelişme ivmesiyle, dışarıdaki tanınırlık oranının artmasıyla, il adayı ilçeler arasında gösterilmesiyle bölgesinin parlayan yıldızı oldu. Tehlike, işte bu durumdan rahatsız olanlardan doğabilecek tehlike…
Üstüne üstlük bir de istatistik yayımlandı; “Ünye yaşanılabilir şehirler” arasında gösterildi.”
Ve “yeter” denildi, düğmeye basıldı, harekete geçildi. Başladı kara propaganda…
Şehrimiz için; “Denizi, plajları kirli” denildi… “Çevre sorunları yaşanıyor” denildi. “Fiyatlar pahalı” denildi. “Esnafı açgözlü” denildi, vs…
Ama bunlar bilindik, sıradan kara propagandalar... Karalamaya yetmez…
Ama ne yapıldı? Ünye ile ilgili önce bölgenin, sonra da Türkiye’nin en kirli havası olan şehri haberleri yapıldı.
İşte bu çok riskli ve tehlikeli bir söylem… Tutar mı, tutar… Öyle ya insanlar gezmek için niye kirli hava solumaya gelsinler Ünye’ye?
Ama şükür ki konunun aslı çabuk ortaya çıkarıldı. Ünye Sivil Toplum Platformu (ÜSTP) konuyu araştırdığında görüldü ki; şehrimizde bu tür hava kirlilik oranları yeni değil, önceki yıllardan beri varmış… Sebebi ise, Ünye’deki hava ölçüm istasyonunun bulunduğu yer ve ölçüm cihazının arızalı oluşuymuş. Nitekim uzun zamandan sonra istasyonun yeri ve arızalı cihazın değiştirilmesi için çalışma başlatıldı.
Demem o ki, çok dikkatli olmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Şehrimiz üzerine oynanan ve oynanacak oyunlar akla gelmez “şeytanlıklarla” devam edecektir. Tedbirli olmalıyız.
Bu konudaki birinci tedbirimiz; bu tür haberlere kurumlar, kuruluşlar, STK’lar, şahıslar, hep birlikte sert tepki vermek olmalıdır.
İkinci tedbirimiz ise ki çok önemli, şehrimizin karalanmasına vesile olacak hareket ve haberlerden kaçınmamızdır…


