Anlaşılan, insanlık yaşadığımız şu çağda bile vahşilik kapasitesinden kurtulamamış bulunmaktadır. Eski çağlardaki vahşilik ile tek farkımız, şimdiki acımasızlığın merhametsizliğin başka yöntemlerle devam ediyor olması... Öyle ki, öldürme ve zulmetme de kullanılan cihazlar, silahlar farklı… Birde eskiden soykırımların haberi dünyanın öbür ucuna belki aylarca varabilirken, şimdi film seyreder gibi sosyal medya ve televizyonlarda olaylar kanıksanmış bir formatta izleniyor. Tabi ölümler rakamlar olan teferruatlar olarak birkaç saniye sonra zihinlerden uçuşup yok oluyor… Çünkü zihinler günümüzde gerçeklerin yanı başında bekleyen olayların yorucu hızlılığını hafızadan siliyor. Yani insanlık, olayları seyirlik dijital bir içerik olarak karşılamayı tercih ediyor.
Ne tuhaf? İnsanlık bir yandan gezegenlerde yaşam aramak, Mars’ta koloni kurmak için çalışırken, bir yandan asırlarca öncesi insanlığın gördüğü savaşlar ve acımasızlığı en modern silahları ve gücün her türlüsünü kullanarak devam ettiriyor.
Ne tuhaftır ki yapılanlar yapanların yanına kar kalıyor, zulmü durdurmaya muktedir olanlar hadiseleri demeçler ve laf cambazlıklarıyla geçiştiriyor. Tabi ülkemizi ve Sayın Cumhurbaşkanımızı bu yorumda başka yere koymak gerek. Zira ülke olarak zulmün ve de açlığın kol gezdiği yerlerdeki insanlara her türlü yardımın yapılmasında milletçe dünyaya örnek olmaktayız… Bu tarihte de böyleydi, şimdi de böyle.
Gazze’lilerin yaşadığı tüm acıları zamanında Kıbrıs Türkleri de yaşadı. Şimdi bakıyorum da Kıbrıs’ta genç nüfus Güney Kıbrıs ile birleşmek, böylece Avrupa Birliğine girmek hayaliyle hareket ediyor. Aaah, ah! Daha geçen ay Güney Kıbrıs Lideri Nikos İngiliz ve Türk katili eski EOK’cı Grivas’ın mezarını ziyaret etti methiyeler ve kahramanlık söylemlerinde bulundu.
Yine geçtiğimiz günlerde Güneyi ziyaret eden Birleşik Arap Emirlikleri Şeyhini Makariosun mezarı ve heykelinin yanına götürdü, o Türk katillerini övdü.
Bu Kıbrıs gençleri ve onlar gibi düşünen bazı üst yaştakiler bunları neden görmezler, eski çekilen çileleri neden hatırlamaz ve tarihlerini öğrenmezler.
Bu gün hala günümüzde gerek İsrail, gerekse Yunanistan ve güney Kıbrıs hükümetleri ana sınıflarında daha dört yaşlarında iken çocuklara Müslüman ve Türk düşmanlığı aşılıyorlar. Böylece ilerde hepsi saplantı halindeki bu önyargılarına sahip kafa yapısıyla değişmez fanatik birer ırkçı oluyorlar.
Çok yazık, yirmi birinci asırda insanlığın bulunduğu ruh haline bakın!
Hayır, hayır, dünya böyle devam edemez… Olamaz! Bu durum insani değil, hatta hayvani bile değil… Hayvanlar arası ilişkilerde bile anlaşılır bir mantık var.
Dünyada şu anda var olan kaosa hakemlik yapacak, dur hele diyecek bir uluslararası kuruluş yok. Birleşmiş Milletler teşkilatı mı dediniz? O beş daimi üyenin hegemonyasındaki kuruluş tüm lüzumsuzluğu ile varlığını sürdürüyor. Ülke olarak o kuruluşa verdiğimiz yıllık aidata yazık. Bence o kuruluşu lav etmenin zamanı çoktan gel dide geçti.
Allah bu yeni yılda dünyada merhameti hâkim kılsın inşallah. Yeni yılınız kutlu olsun efendim


