RIDVAN AYDIN


YÜREĞİME SİYAH ÇELENK BIRAKTIM (70)


Duygusal zekânın almaçlarını, bilimsel zekânın mantığına kuşanarak baktığını görebilme duyarlılığı; görünende perdeyi aralama, algıda derinleşme evresiydi. Sanatın evrensel aritmetiği gözlem; özgün yaklaşımların, zihinsel çağrışımlara mizansenleşme katalizörüydü1

 

Yapımcı ustasının imzasını taşıyan her sanat dalı gibi gözlemin de dili evrenselce, felsefesi uzayca, hafızası dünyacaydı… 

 

İmgeleme2 ise düşüncenin, hayalhanenizde görüntüye dönüşmüş prototip3 kareleri, ham bilim kurgusalın, henüz kuramlaşmamış öncüsüydü. Sınırsız düşünce boyutlarının, mantıksal bir amaca yönelik her hayal, her düşünce, her sezgisi, insanlığın varyasyonla sörfüydü. 

 

Hafızanın siber âlemi hayal, kısır düşselliklere varmadıkça, bilimselde kaldıkça hayli yaratıcıydı. Çıkış mahalli varsayım’ sal olsa da, iyi komuta edilirse türetmen bir buluşçu; ütopik olmadıkça, benzersiz üretkendi. Yakın ya da uzak gelecekleri, teknolojik çağdaşlıkla donandırma, filozofça inşa etme hamleleriydi. 

 

Bu böyle olmayaydı, gezegene aydınlanma çağının emektar mucitlerini sunan, türevsel düşüncenin cüretkâr tasarımları, hiç var olabilirler miydi? 

 

Hadlerini bilmeyen hayallerde, üretim sancılı içeriklerin, buluşlar sunan bilimsel niteliği ölçüsünce değil miydi uygarlığın inşası… Yaratıma tutkulu tasarlama; ihtirasla inşasına durduğu nazlı yapıtın emektar yapımcısı, hasretiyle tutuşan kahır ustasıydı.

 

Kendi âleminde, mecburu olduğunun peşinden sürüklenen usavuruşlar, varyasyon’ elin rasyonele dönüştürülme mantığıydı. Yoluna koyulduğu varsayımlardan bilim damıtırken, insan faktöründeki hata payını, sıfır ya da sıfıra yakın kılmak; dâhi beyinlerin, insanlığa bıraktıkları delilik sınırındaki ustalıklarıydı. 

 

Ki bu yüzden yirminci asrın bilim dünyasında, bilinmeyeni bulmanın, bilimsel kudretli buluşları püfür püfür akışta,   rekor koşturuştaydı. Gelgelelim, Tanrı’nın kutsiyet coğrafyasında, bu güne dek keşfedilmiş bilimler ötesinde, olası ki henüz keşfedilmemiş çoklarca bilim vardı. 

 

13.8 milyar yıl ötesine, küçücük bir bulutsu kütlenin patlamasıyla durmaksızın genişleyen evren; bir şey içinden başka bir şeyin yapılanıp, süregiden yaratılma aşamasıydı. Dur durak bilmeyen bir varoluş dinamizminin, süregiden bilimsel evrimleşme arıtmasıydı.

 

Demekti ki yaratılışın eşsiz amacı, ha bire yaratılıştı. Her şey bir döngüde her şey hareketteydi; zamanda yürüyüş halindeydi. Yoktan var olmak değil, vardan var olmak, kesintisiz güncellenmekti yaratılış. Süreklilik amacında ahlaki değerlerin, insanlaşmış insanı olarak, dünyaya ve evrene kesintisiz barış, iyilik ve güzellik üretmekti. 

 

İnsana, insanlığa hatta her var olana ahlakla hizmet; Tanrı katının en değerli ibadetiydi. İnsan demek: Felsefe-ahlak-adaletle; bilim-kültür-sanatla; eşref-i mahlûkat4 varlığını, sadakat ve hakikatle, gösterebilme asaleti değil de neydi? 

 

Biyoloji bilimince Homo Sapiens, günümüzün modern insan türüydü. İbrahim’i inançların kutsal kitaplarındaki ismi Âdem’ di. İlk insan ve ilk Peygamber olan Hz. Âdem eril, eşi Hz. Havva ise dişil cinsi temsil ederdi. 

 

Devasa bilimler bütünüyle kurulmuş evren gibi, doğa adlı şaheser sanatlar mimarisinin de; ancak onu duyabilenle anlaşabilen, yalnızca onu okuyabilenle konuşabilen dilleri vardı… 

 

Bu dillerin çevirisinde bile, beyinlere şeytani tüccarlıkla yanlış formatlar atılan diyarların halleri perişandı. Çağın bir yerlerinde, küresel ağalar emrinin türlü türlü taktikleriyle uyutuldukları, kendilerine dayatılmış tüketim toplumu rolleriyle, sadece hayatlarını idame edebildikleri zaten görünendi. 

 

Kürenin emperyalist efendileri; dünya pazarının tüketimle ömür geçirtme görevini, okumasız bıraktıkları diyarlarda, halkın sırtından saltanatlar sürme karşılığında, hamaset5 tellalı popülist6 taşeronlara ihale etmişlerdi. 

 

Hayatın her alanı, partizan saltanatlara hizmetçi kılınmış oralar; müzminleşmiş kitapsız, sorgulama duyarsız, arlanmaz utanmasız salgınıyla komada entübeydi. Oralar ki dünya gezegeninde, merkez üssü cehaletin, çeşit çeşit suçlarını türetir, devasa AVM’ lerin patolojik tüketim toplumlarını üretirlerdi. 

 

Yol haritası çıkmazlara yönelmiş oralar, gezegenin öylesi oralarıydı ki yaratılışla yapılanmış sinir sistemi, kodlanmış ruh halleri, donanmış sabır iklimi bir ömre yetmiyordu. Oralar ki meşruiyetini, derin fukaralığa sürdükleri halktan değil; taviz taviz üstüne verdikleri vahşi batının, tüm dünyaya göz koymuş, zorba kovboy ağalarından alırlardı. 

 

Dünya gezegeninin küresel güdümlü siyaset reyoncuları, saltanatına çöktükleri haritalarda: Adalete, vicdana, merhamete entübasyon istiflenen fakiristan hayatın, yağmacımusallatı7, gizli öznesiydiler. 

 

Resmi devlet aklının, sivil iktidarlarla darbelendiği oralarda, yurtsever dürüst yurttaş bedeline, yokluklar deryasında atılan her kulaç; karabasan siyasetle selası okutulan ambargolu hayat yıkımlarına, direnim savaşıydı.

 

Kokpitinde oldukları makinenin, ambargolu ihanet öyküsüyle yükseklerin azalan irtifalarında, gerek “25” gerekse “10 bin” fitlerin, gittikçe çoğalan acabaları, Yzb. Serhan’la kapışmalara başlamışlardı. Zamanı dilimleme mümkün olsaydı, bazı dilimlerini, anında kesip atmak isteyen, insanlarla doluydu hayat! 

 

Not; Rıdvan Aydın’ın “YÜREĞİME SİYAH ÇELENK BIRAKTIM” adlı, roman dosyasından devam edecek…

 

**********

Ünyeli kardeşimdi, yurt sevdası göklerde, yürekli meslektaşım… Bir Antalya gecesinde ansızın, rahmetine varmıştı Hakk’ın; kalemimi sizlerle buluşturan, değerli Tuncer Şahin arkadaşım. 

 

Ne acı ki dünya adlı masalda, yaprak dökümleri hız kesmiyor hayatın. Elazığ folklorunun katmanlı hazinesi; Anadolu kültürünün seyyar kütüphanesi; bilimsel kürsülerin evrensel öğretim görevlisi; duyarlı yüreğiydi haktan yana vicdanın… Nurlar içinde yatsın, mekânı cennet olsun; değerli insan dostum, Hüsamettin Kaya’nın… 

 

Dipnot;

Hızlandırıcı.

Düşünülenin zihinsel görüntülerle canlandırılması.

Tasarlanmış ilk tip.

Kur’an’daki anlamıyla yaratıkların şerefli olanı,, varlıkların en şereflisi.

Boş söz.

Bireysel çıkarcı Halk yardakçılığı.

Bulaşkan, yapışkan.

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593