İhsan Akbulut

Tarih: 23.01.2026 09:00

Bayrak ve Hayat

Facebook Twitter Linked-in

Bayrak bu topraklarda yalnızca resmî günlerde açılan, törenlerde taşınan bir işaret değildir. O, hayatın içine karışmış bir alışkanlıktır. İnsanlar çoğu zaman neden astığını bile açıklamaz; çünkü bayrak burada gerekçeyle değil, yerleşmişlikle var olur. Bu yüzden bayrakla ilgili toplumsal refleksler, derin bir kültürel sezgiye dayanır. 

Bir evde çocuk dünyaya geldiğinde, pencerede beliren bayrak yalnızca bir sevinç göstergesi değildir. Yeni bir hayatın, daha ilk günden bu topluluğun parçası olduğunun sessiz ilanıdır. Kimse uzun uzun anlatmaz; bayrak zaten söylenmesi gerekeni söyler. Hayat, daha başlarken bir yere ait olduğunu öğrenir.

Yıllar geçer, o çocuk büyür. Bir düğün olur; gelin arabasının önünde dalgalanan küçük bayrak, iki insanın birleşmesinden çok daha fazlasını anlatır. O ev, o aile, o yol artık ortak bir hikâyeye bağlanmıştır. Eğlence bile bir sınırın, bir aidiyetin içinde yapılır. Bayrak burada neşenin üstünde duran bir çerçevedir.

Bir başka gün, asker yolu görünür. Omuzlara alınan bayrak, genci yalnız bırakmamanın yoludur. Ona “yalnız değilsin” demenin en sade biçimidir. Söz yetmez, öğüt yetmez; bayrak yeter. O an, bir beden değil; bir emanet gönderilir.

Ve ölüm… Sessizliğin en ağır olduğu an. Tabutun üzerine örtülen bayrak, artık kimliğin değil; hayatın kendisinin konuştuğu yerdir. O son bayrak, bir insanın bu dünyayla kurduğu bağın son cümlesidir. Ardından yüksek ses gerekmez. Bayrak yeterince şey anlatır.

İşte bu yüzden, Mardin’in Nusaybin-Kamışlı sınırında şanlı bayrağımıza yapılan alçak saldırıyı yalnızca siyasetle, yalnızca güvenlikle açıklamak eksik kalır. Çünkü burada incinen şey bir kumaş değil; doğumdan ölüme kadar tekrar ede ede anlam kazanmış bir hayat düzenidir.

İnsanlar bayrağa bakarken sadece devleti değil, kendi hikâyesini görür. Çocukluğunu, yolunu, bekleyişini, vedasını… Tepki bu yüzden hızlıdır, bu yüzden ortaktır. Çünkü dokunulan şey soyut değil; yaşanmış olandır.

Bayrak bu topraklarda sadece korunmaz; tutulur, taşınır, paylaşılır. Hayatın en sevinçli anında da, en hüzünlü anında da aynı yerde durur. Bu süreklilik, ona resmî tanımlardan çok daha güçlü bir anlam verir.

O yüzden mesele basit değildir. Çünkü burada bayrak, bir sembol değil; bir hayat bilgisidir. Ve hayat bilgisine dokunulduğunda, verilen tepki de hayattan gelir. 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —