Türkiye’de "diplomalı işsizlik" dediğimiz şey, istatistik kurumlarının soğuk tablolarına sığmayacak kadar ağır bir mevzu.
Elinizde büyük umutlarla aldığınız o diploma, sokağa çıktığınızda aniden "geçersiz bir bilet" muamelesi görmeye başlıyor.
Mezuniyet törenindeki o coşku, yerini kısa sürede "Deneyiminiz var mı?" sorusunun yarattığı o meşhur duvara bırakıyor. Peki, yeni mezun olmuş birinden yılların tecrübesini beklemek nasıl bir mantık hatasıdır?
Resmî rakamlara baksak tablo zaten net: Genç işsizliği %15’lerde seyrediyor. Hele ki OECD verileri, 18-24 yaş arası gençlerimizin %31’inin ne okulda ne de iş yerinde olduğunu söylüyor. Bu, her üç gençten birinin hayata karşı "açığa alınması" demek.
Ama asıl tehlike rakamlarda değil, ruhlarda açılan yarada. Gençler sadece parasız kalmıyor; özgüvenlerini, aidiyet duygularını ve en acısı da geleceğe dair o parıltılı inançlarını kaybediyorlar. "Değersizlik" hissi, işsizlikten daha hızlı yayılıyor.
Bugün bir genç iş bulsa bile çoğu zaman kendi alanının dışında, düşük ücretli ve güvencesiz işlere mecbur kalıyor. Bu durum yaşam planlarını erteletiyor, gençleri ailelerine bağımlı kılıyor ve maalesef "gitme" arzusunu tetikliyor.
Gençlerin hayallerini bir diplomanın içine hapsedip sonra o diplomayı değersizleştirmek, aslında bir ülkenin en büyük sermayesini, yani enerjisini israf etmektir.
İşin daha acı tarafı, bu durumun bir "normal" haline gelmesi. Artık kafelerde mühendislerin servis yaptığını, kuryelik yapan öğretmenleri görmek kanıksanır oldu.
Ancak bu kanıksama hali, toplumdaki adalet duygusunu içten içe kemiriyor. Liyakatin yerini bağlantıların aldığı, emeğin karşılığının "tecrübesizlik" bahanesiyle tırpanlandığı bir sistemde; sadece gençleri değil, yarınlara dair umudun kendisini de kaybediyoruz.
Sorunun çözümü sadece daha fazla iş ilanı açmak değil; eğitim sistemiyle piyasanın el sıkışmasını sağlamak zorundayız. Stajların göstermelik olmaktan çıkması ve beceri odaklı bir yaklaşımın benimsenmesi şart.
Unutmayalım ki bu durum bireysel bir başarısızlık değil; toplumsal bir sistem hatasıdır.
Gençlerimize "sen değerlisin" demenin yolu, onlara sadece bir diploma vermek değil, o diplomaya yakışan bir gelecek sunabilmektir.