AHMET DERYA VARİLCİ

Tarih: 28.01.2026 09:00

Karadeniz Arkeolojisi – Bizans Dönemi - XX (Ünye Ermenileri’nin Sonu)

Facebook Twitter Linked-in

Kars yöresindeki bir Ermeni ailesinin 111 yıl önceki öyküsünü anlatırken: “İnsanlık tarihinin insana en yakışmayan, en vahşi, en kanlı, en karanlık günleri nasıl anlatılır?” diye soruyor Agos’taki yazısında Maral Dink. 

Ne yazık ki benzer acılar o dönemde ülkenin birçok yerinde yaşandı.

Bu yerlerden biri de Ünye’ydi...

Ermeni tarihçi Kévorkian’a göre Samsun, Bafra, Çarşamba, Ünye ve Fatsa gibi şehir merkezlerinde varlık gösteren Ermeni toplumu, kırsal alanlara da yerleşmişti. Ünye civarındaki on köy, Terme dolaylarında bulunan dört bucak ve Çarşamba kazasındaki yirmi yerleşim yerinin hemen hemen tümü 18. Yüzyılın başında (1700’lerin başı) Hemşin ve Sevked’den (Rize-Kalkandere) gelen sığınmacılar tarafından kurulmuştu.[1]

Fransız coğrafyacı ve oryantalist Vital Cuinet, 1890’larda Ünye kasabasının nüfusunu 10.000 kişi olarak belirtir. 3.000’i İslam, 5.000’i Rum ve 2.000’i Ermeni’dir. Ünye kazasında ise 40.000 kişinin yaşadığını bildirir; 25.000’i İslam, 8.000’i Rum, 7.000’i Gregoryen Ermeni’dir. (5.000’i göçmen olarak gelmiştir.)[2]

1904 Trabzon Vilayet Salnamesi’nde Ünye nüfusu toplam 45.821 kişidir; 36.344’i İslam, 4.711’i Rum, 4.766’sı Ermeni’dir.

1914’te Ünye kazasında 7.700 Ermeni (1.130 hane), on dört kilise ve yirmi bir eğitim kurumu bulunmaktaydı.[3] 

1915 yılına gelindiğinde Ünye ve çevresinde yaşayan Ermeni nüfus, Maral Dink’in deyimiyle insanlık tarihinin insana en yakışmayan, en vahşi, en kanlı, en karanlık günlerini yaşadı.

 

Ünye’nin Son Ermenileri

 

Çocukluk ve ilkgençlik yıllarım Ünye Ortayılmazlar Mahallesi’nde geçti. Dede mirası, Baba ocağı mahallemizde 1701’den kalma bir cami (Hacı Osman Ağa Cami) ve iki kilise mevcuttu. Kiliselerden biri 1938’de kurulan Meçhul Asker Ortaokulu yanında, Kilise Tepesi denilen yerdeydi ve okulun deposu olarak kullanılmaktaydı. Doğduğum yıl, tepedeki kilise yıkıldı.

Diğer kilise, Yalı Mevkiindeydi ve günümüze kadar ayakta kaldı. 2010’da restore edildi. Ünye’de 1930’larda faaliyete geçen ilk elektrik santrali burada kuruldu. 70’li yıllarda Yalı Kilisesi düğün salonuna dönüştürüldü. 90’lı yılların sonunda kadar düğün salonu olarak işlevini sürdürdü. Yalı Kilisesi, Meryem Ana'ya adandığı için Panagia Rum Ortodoks Kilisesi veya Meryem Ana Kilisesi olarak bilinir. 2010 yılında Ünye Belediyesi tarafından on yıllığına Kültür ve Turizm Bakanlığı'na devredildi ve ardından restore edilerek 2015’te kültür ve sanat merkezi haline getirildi. 

Her iki kilise de Tanzimat sonrası (1839) inşa edildi ve 1923 Lozan Mübadelesi’nin ardından ibadete kapandı.  

Çocukluk yıllarında mahallenin neredeyse bütün çocuklarıyla bir aradaydık. Kimlerin Ermeni olduğunu bilsek te önemsemezdik. Ermeni ailelerin evleri Ortaokul civarındaydı, bazıları da çarşıda, Kazancılar arastasındaydı. Yıllar sonra bu aile mensuplarından Annik ile Lise’de okul arkadaşlığı yaptık.

60’lı yıllarda, babamın işyerine yakın, Belediye Caddesi üzerinde, Bakırcılar Çarşısı’nda ve Orta Çarşı’da Ermeni esnaflar vardı. 

Tehcir sonrası Ünye’ye dönen yahut gelen Ahbap ve Baygın ailelerinin Belediye Caddesi üzerinde, Döner Çeşme Meydanı’na yakın dükkânları vardı. Terzi Levon Baygın ve Minas Ahbap; terzi ve şapkacılardı.

Bakırcılar Çarşısı’nda soğuk demir işiyle uğraşan (yaygın adıyla tenekeci) Mıgırdiç Usta’nın oğlu Karakin Gülezyan vardı. Oğulları Berç ve Aret halen Ünye’de ikamet etmekte olan Ünye’nin Son Ermenileridir. Diğer Ermeni aileleri çeşitli nedenlerle Ünye’den ayrıldılar. Çoğunluğu İstanbul’a taşındı, bir kısmı da yurtdışına yerleşti. 

Bir de Ünye’de Bakırcılar Çarşısı’nda ve Orta Çarşı yakınında Sobacılık ve soğuk demirle iştigal eden Murat ustayı hatırlıyorum. (Adını sonradan değiştirmişti.)

Rahmetli öğretmenim Osman İrfan Işık, Ünye’deki Ermeni ailelerini şöyle anlatıyor:

“Mıgırdiç Usta'nın Nerser (Murat Usta), Karakin, Nubar isimli 3 oğlu vardı. Nubar çocuk yaşta İstanbul’da yaşamaya başlamıştı, ama Murat ve Karakin Ustalar hep Ünye'deydiler. Ve Ünye’nin vazgeçilmezleriydiler. O yıllarda Ünyeliler'in çoğu, kış aylarında ocakta ısınıyor, sobayı bilmiyorlardı. Mıgırdiç Usta bu iki oğluyla teneke sobayı getirdi Ünye’ye. Özellikle de Murat Usta, yaptığı fındıkkabuğu yakan, ördek soba ve borularını bizzat kendi elleriyle evlere kurmak suretiyle yıllarca çalıştı Ünye’de.

Murat Usta'nın Alis, Aznif, Anayif isimli üç kızı, Gayzak isimli bir oğlu vardı. Gayzak da çok hizmet verdi Ünye’de. O, soba dışında daha çok evlere su bağladı. Şimdi İstanbul’da yaşıyor. Alis ve Aznif Tokatlı Ermenilerle evlendiler. Anayif İstanbul’da. Aznif ve Alis eşimin candan arkadaşları idi genç kızlıklarında. Evlilikten sonra koptular. 

Karakin Ustanın Bahar ve Ayda isimli iki kızı, Berç ve Aret isimli iki oğlu vardı.

Terzi Maksut Usta'nın dört oğlu Hampar, Minas, Mıgır ve Vahan Ahbap kardeşler uzun yıllar terzilik ve şapkacılık yaptılar. Ölen iki kardeşten sonra Minas ve Vahan İstanbul’a göçtüler. 

3. Ermeni ailesi Terzi Leon Usta’ydı. Onun da Paylon Hanım'dan Gazaros, Mardiros, Mari isimli 2 oğlu ile dünyalar güzeli 1 kızı vardı. Leon Usta öldü. Çocuklarının hepsi Kanada’da yaşıyorlar. Mardiros benim öğrencimdi. Çok zeki ve çok çalışkandı. Mimar oldu. Kanada’ya gitti.”[4]

 

Özetle söylersek, 60’lı 70’li yıllarda Ünye’de yaklaşık 6-7 hane Ermeni ailesi mevcuttu. 

70’li yılların ortasında onların önemli bir kısmı Ünye’yi terk etti. 

Kimi İstanbul’a, kimi de yurt dışına gitti. 

Ünye’de kala kala Bakırcılar Çarşısı’nda Gülezyan ailesinden iki kişi kaldı.

 

Ünye’deki Ermenilere Ne Oldu?

 

Ünye’de 1914’te 7.700 Ermeni (1.130 hane), on dört kilise ve yirmi bir eğitim kurumu bulunmaktayken, ne olmuştu da 70’li yılların sonunda sayıları bir elin parmakları kadar kalmıştı?

1915 yılı itibariyle Ünye’deki Ermeni Nüfusun önemli bir bölümü, elbet te yaşanan kargaşa ve Ermeni Tehciri nedeniyle bölgeyi terk etmişlerdi. Daha doğrusu göç etmek zorunda kalmışlardı. 

Hatta bunlardan Rusya’ya kaçan bir kısım Ermeni firarinin kaçak yolla bölgeye (evine, köyüne) dönmeye çalışırken yakalandıkları arşivlerde kayıtlıdır.

1914’te Ünye kazasında bulunan 7.700 Ermeni nüfusunun (1.130 hane) çoğunluğu Ünye köylerinde bulunmaktaydı. BM, Soykırım Sözleşmesi raportörü Benjamin Whitaker’ın 1985 yılında sunduğu raporda, 1915-1923 yılları arasında Osmanlı Ermenilerine yönelik olaylar (Tehcir, vb.) "20. yüzyılın ilk soykırımı" olarak nitelendirilir.

Ancak tehcir olayında Osmanlı devletinin öne sürdüğü önemli bir etken vardı. Ermeni ahali özellikle 1915-1923 yılları arasında bölgedeki Rum-Ermeni çetelerinin faaliyetleri nedeniyle tehcire tabi tutulmuşlardı. 

Osmanlı arşivlerine göre Ünye’nin Gürgen köyünde Moris, Çakal köyünde Mihail, Gazar, Serkis, Madiloğlu Rafael, Çarşambalı Tahmazoğlu Haçik, Baltacıoğlu Kiragus, Zil Ohannes, Kiraztepe köyünden Yavas Çakır, Hristo, Nikola, Derebaşı köyünden Harigo, Murad, Köklük köyünden Avadis, Karahoca, Serob, Asador, Kalos, Artin, Vartan, Vesken, Ovakim, Misak, Çökükburun Akaryan çeteleri mevcuttu. 

Bu çeteler özellikle Niksar yolu üzerinde soygun ve cinayet hadiselerini, köylerdeki mal ve hayvan gasplarını icra ediyorlardı.[5]

 

24 Nisan 1915, Sonun Başlangıcı

 

"Polis kapıyı çaldı… 'Birkaç saat kalıp dönecekseniz, yanınıza bir şey almanıza gerek yok' dendi." BBC Türkçe'ye konuşan tarihçiler 24 Nisan 1915'te İstanbul'da tutuklanan Ermeni aydınlarının polisle ilk karşılaşmalarını bu sözlerle anlatıyor.

O gün Osmanlı İmparatorluğu'nun başkentinde 250 Ermeni'nin tutuklanmasıyla başlayan süreç daha sonra farklı kesimlerin "tehcir" ya da "Ermeni soykırımı" olarak anacağı trajedinin habercisi oldu.

Bu olaylarda devlet kaynaklarına göre 350 bin, bazı tarihçilere göreyse 1,5 milyon Ermeni öldü.

Ermeniler 24 Nisan'daki tutuklamaları "soykırımın" fiili başlangıcı kabul ediyor ve 1915'te hayatını kaybedenleri her sene bu gün anıyor.[6]

Ermeniler 24 Nisan 1915 için Medz Yeğern (Büyük Felaket Günleri) demektedir. 24 Nisan günü, Osmanlı vatandaşı Ermeniler’in büyük felaketinin başladığı gündür. 

Ermeni toplumuna göre, çıktıkları ölüm yolculuğunda çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşan 2,5 milyon Ermeni’nin can verdiği gündür. 

“Yolların büyük kısmını yürüyerek geçiyorlar. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar… yollarda devamlı soyguncu çeteler var. Bu giden insanların malına mülküne saldırıyor, karısını, çocuğunu alıyor. Böyle bir tablo düşünün. Yukarıdan aşağı, kuzeyden güneye akan bir sel var. Bu sel yollarda devamlı tacize uğruyor.”[7]

24 Nisan 1915’te özellikle İstanbul’daki Ermeni aydınları, yazarlar, sanatçılar, avukatlar, doktorlar, mebuslar evlerinden alınıp götürülürler ve çoğu bir daha geri dönmez: İstanbul’da tutuklanıp Çankırı ve Ayaş’taki toplama merkezlerine gönderilen bu Ermeniler, yaşanacak büyük dram ve acıların başlangıç noktasında yer alırlar...

Osmanlı resmi makamlarınca, birtakım olayların çıkmasını engellemek için böyle bir tedbir alındığı ileri sürülse de, Sarafian’a göre 24 Nisan 2015 tarihli Tehcir Kanunu başlı başına bir infaz olayına dönüşüyor.

1915 olaylarını "soykırım" olarak tanımlayan tarihçi Ara Sarafian "Maalesef eleştirel diyalog kuramıyoruz çünkü mesele siyasileştirildi. Ermeniler tarafından da siyasileştirildi. Türkiye'den siyasi, ideolojik talepleri oluyor. İdeolojik yaklaşımlar meşru tartışmaların altını kazıdı ve bu, iki taraftaki milliyetçi kampın da işine geldi."[8]

 

Devam Edecek: 1915’te Ünye’de Neler Oldu?

 

Kaynaklar:

 

Kévorkian, Raymond H.- Paboudjian, Paul B. 2012, 1915 Öncesinde Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeniler, Aras Yay.

Hovagimyan, Hovagim. 1967, Ermeni Pontus Tarihi, Beyrut (Türkçeye çevrilmedi.)

Cuinet, Vital Casimir, 1892, La Turquie d'Asie, Maison d'édition Leroux, Paris

Bacacı, Sabri. 2008, Tarihin Bir Döneminde Ünye ve Çevresinde Yaşanan Olaylar (1864 - 1920), Ünsev Yay.

Işık, İrfan. 2013, Anılardan Taşan Yıllar, Ünye Belediyesi Kültür Yay.

İzrail, Nesim Ovadya, 2014, 24 Nisan 1915, İstanbul, Çankırı, Ayaş, Ankara, İletişim Yay.

Sarafian, Ara. 2025, Geç Dönem Osmanlı İmparatorluğu'nda Ermeniler ve Kürtler, Aras Yay.


 

[1] Kévorkian, Paboudjian. 2012; 199

[2] Cuinet, 1892; 525

[3] Kévorkian, Paboudjian. 2012; 204

[4] Işık, 2013; 316-317 

[5] Bacacı, 2008; 45-112

[6] BBC News Türkçe, 24 Nisan 2025

[7] İzrail, 2014; 40

[8] Sarafian, 2025; Önsöz


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —