Ünye Kalesi ışıklandırıldı… Işıl ışıl yanıp pırıl pırıl parlıyor… Geceleri şehrin güney yönüne bakanlar Ünye’nin tepesinde yanan o muhteşem feneri görüyor artık.
O fener ki adeta şehrimizi işaret ediyor; “Ünye burada, burası” diyor…
Geçen yılın Temmuz ayında bu köşemde; “Ünye Kalesi turizmde milat olacak!” başlıklı Kale ile ilgili yazımda bir anımı paylaşmıştım. Anım özetle şöyle;
“1982 yılıydı Isparta’da Eğirdir Gölü kenarında Derya Restoran bahçesinde arkadaşlarla oturuyorduk.
Derya Restoran, Eğirdir Gölü’nden çıkan kerevitlerin servis edildiği ünlü bir restorandı. Kerevit yemeyi seven özellikle yabancı turistlerin uğrak noktasıydı.
Biz oradayken bir tur otobüsü geldi, içinden bir grup yabancı turist indi. Geldiler bahçede kendileri için ayrılan bölümde oturdular. Aralarında konuşmaya başladılar.
İngilizce konuşuyorlardı. Benimde o yıllarda İngilizcem fena sayılmazdı. Turistlere kulak misafiri oldum. Karadeniz Bölgesinden bahsetmeye başladılar. Trabzon, Giresun, Ordu derken Ünye’yi konuşmaya başladılar. Ünye’yi konuşuyorken de Ünye Kalesinden söz ediyor; “Ünye Castle very very interesting” diyorlardı. Cümleyi tercüme ettim; “Ünye Kalesi çok çok ilginç.” anlamına geliyordu.
Dayanamadım, kalktım masalarına gittim. Kendimi tanıttım. Ünyeli olduğumu söyledim. Davet ettiler, oturdum. Bana Kalenin tarihini sordular. Anladım ki biraz daha bilgi edinmek istiyorlar.
Ben ise soru karşısında “taş kesildim”, donup kaldım. Çünkü Kale tarihi hakkında “içindeki dehlizlerin altınla dolu olduğu, bu dehlizlerin aşağıdaki dereye, hatta denize kadar uzandığı vs. şehir efsaneleri” dışında hiç bir bilgim yoktu.
Bilgimin olmadığını söyledim, özür diledim. Ama çok utanmıştım. Öyle ki hala hatırlarım, başımdan aşağı sanki kaynar su dökülmüş, bedenimi ateş basmış, terlemiştim.
O an kendi kendime ant içtim, en kısa zamanda Kale hakkında sorup soruşturacak bilgi edinecektim. Nitekim öyle yaptım. Ansiklopedilerden, tanığım tarih hocalarından, tarih araştırmacılarından Kale’yi öğrenmeye çalıştım. Öğrendikçe de Kale’nin, yabancı turistlerin “Very very interesting-çok çok ilginç” diye ifade ettikleri gibi, bilinenden çok bilinmeyen yanının olduğunu anladım.”
Ünye Kalesi bilinmezlikleriyle, sırlarıyla, hakkında anlatılan onca şehir efsaneleriyle bulunduğu yerde 25 asrı aşan hayatına devam ediyorken Ünye Belediyesi çalışma başlattı. Çevre temizlikleri yapıldı, dehlizler boşaltıldı. 230 metreyi aşan derinlik sonrası dibe inildi. Tarihi bazı bulgularla bir takım bilgilere ulaşıldı.
Üstelik dünyada ve ülkemizde bir ilk gerçekleştirildi. Dehlize raylı sistem döşendi. Böylelikle Kale’nin 2.500 yıllık tarihine yolculuk başladı.
Şu anda Kale’de ziyaretçi rekoru kırılıyor. Geçen yıl Haziran ayında ziyarete açılan Kale’ye altı ayda 600 bini aşan ziyaret gerçekleşti.
Şimdi kendi kendime diyorum ki, keşke 44 yıl önce Eğirdir’de karşılaştığım o yabancı turist grubuyla şimdi karşılaşsam, Kale’yi onlara bir güzel anlatabilsem…
Kale’yi turizme kazandıran, özellikle dehlizde raylı sistemle “2.500 yıllık geçmişe yapılan yolculuk” gibi çok farklı bir etkinliği hayata geçiren Ünye Belediye Başkanı ve ekibini tebrik ediyor, teşekkürlerimi sunuyorum.
Kale’de yapılması gereken çalışmalar bitti mi? Tabi ki bitmedi… Yapılması gereken daha çok iş var. Ancak otopark sıkıntısı baş sorun. Araçlarını park edecek yer bulamadıkları için Kale’yi ziyaret edemeden geri dönenlere bizzat ben şahidim. Bu sorun yeni sezona kadar çözülmeli…
Ayrıca Kale’nin şu anda el atılmayan bölümlerinde arkeolojik kazı yapılması gerekiyor. Bu konuda üniversitelerle işbirliğine gidilmeli. Bir de şu konu çok önemli; üniversitelerdeki ilgili bölümlerin ve ilgili akademisyenlerin Kale konusunda araştırmalar yapmaları, makaleler yazıp yayınlamaları ve bu makalelerin literatürlerde yer almaları Kale’nin bilim tarihine kazandırılmasını sağlayacaktır.
Yazımın başında da belirttiğim gibi; “Kale artık etrafına ışık saçan bir fenerdir.”
O fener ki; Ünye’nin dünyadaki işareti, simgesi, alametidir.