Meral Can

Tarih: 02.02.2026 09:00

Yorulduk mu sanki?

Facebook Twitter Linked-in

Bir dönemi daha geride bıraktık. Çalıştık, çabaladık, planlar yaptık, hedefler koyduk. Bu sürecin sonunda bazı öğrencilerin ve velilerin hissettiği ortak bir duygu var: yorgunluk. Aslında bu his, çoğu zaman yanlış giden bir şeylerin değil; ciddiyetle yürütülen bir sürecin doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Uzun süreli hedeflere odaklanmak, özellikle sınav sürecinde, zihinsel ve duygusal olarak yorucu olabiliyor.

Yorulmak, geri kalmak anlamına gelmiyor. Tam tersine, çoğu zaman sorumluluk duygusu yüksek olan öğrencilerde daha belirgin görülüyor. Bu noktada önemli olan, yorgunluğu görmezden gelmek ya da bastırmak değil; onu doğru okumak. Çünkü bu his, durmak gerektiğini değil, sürecin daha dengeli yönetilmesi gerektiğini hatırlatıyor.

Geride kalan dönem, yalnızca kazanılan bilgilerden ibaret değil. Aynı zamanda öğrencilerin disiplinle tanıştığı, sabrı deneyimlediği ve kendi sınırlarını fark ettiği bir süreçti. Her öğrencinin bu tempoya verdiği tepki aynı olmayabilir. Kimi daha kolay ilerlerken, kimi için süreç daha zorlayıcı olabilir. Veliler açısından da bu dönemde beklentileri yeniden gözden geçirmek ve çocuğun bireysel ihtiyacını merkeze almak büyük önem taşıyor.

Sınav sürecine baktığımızda, sonuçların çoğu zaman tek bir dönemin değil, zaman içinde biriken çalışmaların ürünü olduğunu görüyoruz. İkinci dönem ise genellikle bu birikimin daha bilinçli şekilde yönlendirilebildiği bir aşamadır. Eksikler daha net fark edilir, çalışma alışkanlıkları yeniden düzenlenir ve öğrenci kendine daha gerçekçi hedefler koyabilir. Bu nedenle süreci sürdürmek bir zorunluluk değil; doğru planlandığında öğrencinin kendine tanıdığı bir fırsat hâline gelir.

Bu noktada belki de yapılması gereken en önemli şey, biraz durup derin bir nefes almaktır. Hem öğrenciler hem de veliler için. Süreci bütünüyle kontrol etmeye çalışmak yerine, onu yönetilebilir parçalara ayırmak; küçük ama sürdürülebilir hedeflerle ilerlemek yükü hafifletir. Destek almak, rehberlik istemek ya da yönünü yeniden belirlemek bir zayıflık değil; aksine sağlıklı bir sürecin parçasıdır.

Eğitim uzun bir yolculuktur ve bu yolculukta herkes zaman zaman yorulabilir. Önemli olan, bu yolu tek başına yürümek zorunda olmadığını bilmektir. Doğru zamanda sunulan rehberlik, öğrencinin potansiyelini fark etmesine; velinin ise süreci daha güvenle değerlendirmesine katkı sağlar. Çünkü başarı, yalnızca çok çalışmanın değil, doğru yönlendirilmenin ve dengeli bir sürecin doğal bir sonucudur.

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —