Ünye’deki kayıp hamam

Ünye’deki kayıp hamam

DERYA HAMAMI Yıl 1863.. Çerkezya Soçi limanı.. Fırtınalı bir gece..

Köleoglu  Hüseyin Kaptan’in iki yelkenlisi harekete hazir.. Son yükler ve yolcular alinir, yelkenliler Türkiye’ye Ünye’ye dogru yola çikmaya hazirdir. Bir müddet daha firtinanin dinmesi beklenir.

Soçi ana baba günüdür Karadeniz sehirlerinden gelen Osmanli yelkenlileri, Ruslarin sürgün ettigi Çerkezleri almaktadirlar. En çabuk tasima yolu deniz yoludur.

 Soçi limani Karadeniz’in karsi kiyisindadir, Çerkezler çoluk çocuk, yasli, hasta, dag köylerinden saatlerce süren yolculuktan sonra Soçi’ye sürülmüsler ve yirmidört saat içinde Çerkesya’yi terk etmeleri istenmis, etmeyenlerin Sibirya’ya sürülecegi bildirilmistir.

Çerkes’lere Osmanli sahip çikmis ve kabul etmistir.

Sürülerek Soçi’ye yigilmis insanlar biraz sonra bilmedikleri bir meçhule dogru yola çikacaklardi. Sürgün yolunda büyük dramlar yasanacakti, kaç gün seyahat edecekleri bile belirsizdi,  yelkenlilerde salgin hastaliklarin çikmasindan dolayi ölüyorlardi, ölenler denize atiliyordu. Yelkenliler rüzgar olmayinca deniz üzerinde günlerce kaliyorlardi.

Kiyiya yaklasanlar Trabzon’dan baslayarak, Ordu Ünye Fatsa Samsun, Sinop’a  indiriliyorlardi. Sürgün sirasinda 800 bin civarinda Çerkes hayatini kaybetti. Rus kaynaklarina göre,1858-65 yillari arasinda göç edenlerin toplam sayisi 493 bindir.

 

Köleoglu  Hüseyin Kaptan aldigi üçyüz kadar çogu çocuk kadin ve yasli Çerkez’i Ünye’ye çikaracakti. Karadeniz’in bu karanlik firtinali ve soguk ve gecesinde yolculuk tehlikelerle dolu idi..

Uzun ve mesakkatli bir yolculuktan sonra, nihayet Ünye’nin isiklari göründü... Yolda sekizi çocuk olmak üzere onyedi kisi hayatlarini kaybetmisler ve cesetleri denize atilmisti.

Hüseyin Kaptan üç top atisiyla Ünye’yi selamladi, sahilde insanlar yaktiklari ateslerle gelenleri karsilamak için toplanmislardi, gelenin üç top atisindan Hüseyin Kaptan oldugunu anladilar..

Yolcular indirildi ve kendileri için hazirlanan kampa götürüldüler buradan çesitli yerlere dagitilacakti.

 

Derya Hamami

Yelkenlideki tayfalar her seferden dönüslerinde adet oldugu üzere yikanip temizlenmek ve eve temiz gitmek için adet oldugu üzere dogru Derya Hamami’na gittiler.

Hüseyin Kaptan’in seferdeyken  bir oglu olmustu.. Adini Veysel koydular, o da ileride babasi gibi kaptan olacakti, Veysel Kaptan benim dedemdir.

Seferden dönen Ünyeli kaptanlarin ve tayfalarin bir bayram havasi içinde karsilanip, yikandiklari, hatta Ünye’ye deniz yolu ile çikan yabancilarinda gittigi “Derya Hamami” ne yazik ki günümüze ulasmamistir.

Yazili ve sözlü belgelerden derledigimiz kadari ile hamam  “Agalar Mahallesi” denilen bugünkü Yalikahvesi’nde Derya sokaktaydi. Bu hamama, kaptanlar, tayfalar, Ünye’ye mal almaya ve satmaya gelen tüccarlar giderlerdi..

Denizcilik Ünye’de gelismisti, Ünye, kaptanlari ve yelkenlileri Karadeniz’de ileri bir konumdaydi. Yelkenliler genelde iki direkli olup yirmi otuz tayfali yirmi-otuz metre uzunlugunda, on ve yirmi ton arasi yük tasima gücüne sahiptiler.  Bu kaptanlar ve yelkenlileri Ünye’den bütün Akdeniz limanlarina çesitli yiyecekler, götürürler, dönüste o ülkelerde gördükleri yenilikleri Ünye’ye getirirlerdi.

Günümüze ulasmayan Derya Hamami hakkinda Yazar Yüksel Sen bize su bilgileri vermektedir.

'Derya Hamami, Yalikahvesi’nde Ahmet Ayla'nin evinin arkasindaki arsa üzerinde idi. Çocuklugumuzda bu hamamin bulundugu yeri ve hamamin harabelerini çok gezdim. Bu çevrede oturan dayim sobaci Recai Yilmazer'e gittigimizde, çocuklarla bu yikintilarda gidip oynardik. Gemiler limana girerken hamam yakilir, sahilde toplar atilir, evlerde helvalar kavrulur ve âdeta sehrin dört tarafinda bayram havasi eserdi. Rum'u, Ermeni'si, Gürcü'sü, Türk'ü, genç ihtiyar tüm ahali sahile dolusurdu.”

Yine bu sokaktaki kalintilari hatirlayan zabita eski amiri Recai Ikinci: “Ben buradaki kemerli odalardan dolayi burayi kilise sanirdim” demistir.

 

Tarihte Derya Hamami

“The Byzantine Monuments and Topography of the Pontos” adli eserde yazar Anthony Bryer gemicilerin “Kalabozu” denilen yerde bulunan bir kaleden karaya çiktiklarini, (bugünkü yüzüncü yil çay bahçesi)  buradaki hamamda yikanarak Ayanikola Kilisesi’ne ayine gittiklerini yazmaktadir..

Bu hamamin bulundugu sokagin adi bizim çocuklugumuzsa “Derya Hamami Sokak” idi. Sonralari  “Derya Sokak” yaptilar. Bu isim baska mahalledeki Derya sokak adiyla karisiyor gerekçesiyle sokagin basindaki erguvan agacindan dolayi adini “Erguvan Sokak” olarak degistirdiler.

Orta-yilmazlar Mahallesinin Muhtari Seyhan Ihtiyar’in duyarli davranisi sayesinde sokaga tekrar ilk adi olan “Derya Hamami Sokak” adi tekrar verildi.

..

 

Dr. Sibel Gögen’in bize yazdiklari:

Derya Hamami ile ilgili bir bilgi de bize Ankara’dan ulasti.. Ankara’dan yazan Dr. Sibel Gögen’in verdigi bilgilerle, Derya Hamami, Deryaoglu ailesi ve Derya Sokak hakkinda kayip halkalardan birini daha bulmus olduk

“Derya Hamami Sokagin Hikayesi:

Maalesef hiç tanima sansi bulamadigim dedemin denizci, aile lakaplarinin 'Deryaogullari' ve uzun seferlerden döndüklerinde bir hamamda yikandiklarina iliskin hikayeleri ne yazik ki geriye pek kalmayan aile büyüklerimizden dinlemistim.

Babam Sedat Altun – (Dogum: Ünye 1935)  çocuklugunda bu sokakta oynadigini, eskiden kilise olan Meçhul Asker okulunda okudugunu, eski bir Rum evi olan, simdilerde ise Ünye’nin ortasinda yanik bir yikinti ve harabe olarak duran ailemize ait evin yakinlarinda da bir hamam oldugunu, hatta bir zamanlar -ailemize ait bir hamam oldugunu- anlatir. Hamamin adinin Derya Hamami oldugunu söyler.

Ancak maalesef elimizde herhangi bir belge olmadigi, bilgiler bizim nesile aktarilamadigi ve o yillari hatirlayan, bilen aile büyügümüz kalmadigi için 'Derya Hamami Sokak' ile ilgili bu yaziyi içimde hafiften buruk bir sizi ama yine de hos bir yürek ürpertisi ve umutla okudugumu itiraf etmeliyim.  

Özellikle hiç taniyamadigim dedem ve Deryaogullari hakkinda daha çok sey bilebilmeyi gerçekten çok isterdim.”

Düzeltme:

 Sibel Hanim’in babasinin okudugu Meçhulasker Ilkokulu kilise degildi, yaninda bir kilise vardi, yillar sonra ben ayni okulda okudugum yillarda kilise yikiliyordu.

Kiliseyi yikarak yerine Ortaokul yaptilar, bina sonra Ünye Lisesi oldu, lise buradan baska bir binaya tasininca tekrar Meçhulasker Ilkögretim okulu olarak egitim verdi son uygulamada buradaki binalarin hepsi yikilarak yeni bina yapildi ve sekiz yillik egitimde Meçhulasker Ortaokulu oldu.

 

 

 

 



Canik Dergisi

Canik Dergisi Haberleri